Salı, Temmuz 16, 2024
Köşe Yazısı

Pardayan – İRAN GÖZLEMLERİM

Haberi Paylaşmak İçin

Pardayan – İRAN GÖZLEMLERİM

Sermed ÇINAR

İran Cumhurbaşkanının helikopter kazası ile başlayan dünya gündemine benim de Humeyni’nin son demlerinde 1983-84 yıllarındaki gözlemlerimi muhakkak yazmam gerektiğini düşündüm. Yazım gazetede birkaç fasikül sürecektir ve ikinci İran’la ilgili başka bir konu da aynı uzunlukta olacaktır. Şimdiden haberini vereyim dedim.

Ankara’da haddehanesi olan bir şirketler gurubunun İran masası sorumlusu olarak İran’a 1983 yılında demir, çelik satmak üzere gittim. Tahran’daki zenginliği hissetmemeniz mümkün değil. İran’da devrim olmuş, Şah kaçmış, Fransa’da sürgündeki Humeyni gelip iktidara oturmuş, siyasi görüntü bu şekilde.

Sheraton Oteli’nin en lüks dairesinde kalıyorum, sabah anlaşmalı taksici gelip beni alıyor, davlet dairelerindeki alım satım yetkilileri ile görüşmeye gidiyorum; bu arada müzik yasak olmasına karşın bizim taksicide Emel Sayın, Zeki Müren ve diğer popüler sanatçılarımızın kasetleri var, yabancılık çekmiyorum. Bu arada canınız sinemaya gitmek isterse, kadının olmadığı çocuk filmleri veya savaş filmlerini izleyebilirsiniz.

Dönem İran-Irak savaşının devam ettiği yıllar, savaş yavaşlamış, arada bir birbirlerine füze atıyorlar, sabah nereye düştü diye öğreniyorum. Humeyni, fakir halka iş sahası açmış, Tahran’da caddeler sadece gidiş ve geliştir, caddenin sokak bağlantılarına birer elaman koymuş, sorduğunda trafiği kontrol ediyorum diyor, kontrol edilecek bir trafik yok, amaç, vatandaşına iş sağlamak. Emeklilere her ay belli bir istihkak sigara veriyor, içmeyenler bunu kaldırımda satıyor. Ben sigaramı onlardan alırdım, haliyle piyasadan ucuz oluyordu.

Humeyni’nin sevilmesindeki en büyük etkenlerden biri, Şah’ın asker, istihbarat ve saray çevresine paralar dağıtırken, halkı ihmal etmesi, Humeyninin ise halkı korumasıdır. Bütün bu olumlu gidişatın, aşırı dincilikle gölgelenip, kara çarşafa sokulan İran kadını ve bu aşırı dindarlığa baş kaldıran aydın kesimin susturulmasıdır, katledilmesidir. Tahran’ın bir ana caddesinde yürürken hemen 50 metre önümde bir kadının saçının perçemi çarşafından göründü diye yüzüne kezzap atılmıştı. Kadının durumunu görmesem de olayın gerçeğini ayak üstü öğrendim. O an cumhuriyet Türkiyesi’nde yaşadığıma şükrettim. İran’lı kadının direnmesi tam 20 yıl sonra saçının perçeminin görünmesi hakkını elde etmekle geçti. Din baskısı sadece kadınlar için değil, erkekler için de kurallar getirmişti, sokakta bir erkek tişörtle gezemez, gömlek giymek zorunda, İran’ın Ağustos sıcağında, gömlek giyip, kol düğmelerini iliklemeyip, sıcaktan bir nebze kendinizi

koruyordunuz.

İran’da içki yasak elbette, lüks otellerde ‘Islamic Beer’ adı altında, bira satılıyor, tadı aynı, ancak alkol yok, sadece arpa suyu. İran’da mesaim devlet dairelerine bağlı, yazın kavurucu sıcağında gittiyseniz, öğlenden sonra çalışma yok, dolayısıyla dönüp dolaşıp otele geliyorsunuz ve vaktiniz sizin gibi dünyanın çeşitli yerlerinden gelmiş pazarlamacılarla otel lobisinde uzaktan bakışmakla geçiyor. Canınız arada alkol almak istiyor, çevreyi tanıdıktan sonra yerli Ermenilerin evde içki yaptıklarını öğreniyor, alıp kimseye çaktırmadan odanıza çıkarıp, günün stresini atıyorsunuz. Yakalanırsanız muhakkak yargılanır ve ceza alırsınız, hem de ciddi ceza.

Otelde bir yüzme havuzun varlığını keşfedip, en azından öğlenden sonralarında vakit geçer düşüncesiyle gittim. Havuzda kimse yok, atladım havuza, bir uçtan diğerine yüzerken, havuz çevresindeki sadece erkeklerden oluşan gurubun can sıkıntısından beni izlediğini fark ettim ve havuzun diğer ucundan çıkıp diğerleri gibi güneşlenmeyi tercih ettim.

Akşama kadar vakit geçirmek bir sıkıntı, ancak akşam olduğunda en büyük keyfim, her seferinde Tahran’daki değişik bir restorana gidip, İran’ın muhteşem, leziz yemeklerinden tatmaktı. İranlı, yemek, yaş pasta işini aşmış, o lezzeti Avrupa’da bulamazsınız. 1983 de İran’da muhteşem pizza restoranları vardı, bizde daha pizza bilinmiyordu, çeşitleri ise alabildiğine.

Bu yazımda, İran’a bir genel bakış oldu, devamında dönemin siyasi ortamı ve Tebriz maceraları ile devam edeceğim.

Hoş Kalın.

 


Haberi Paylaşmak İçin

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir