Cuma, Eylül 25, 2026
Köşe YazısıManşet

Haberi Paylaşmak İçin

MERDİVEN BASAMAKLARI

“Koşa koşa çıkardım bir zamanlar merdivenleri. Bazen de ikişer ikişer çıkar, yine ikişer ikişer atlayarak inerdim. Oyuna döndürür, yorulmazdım. Ne düşünürdüm her basamakta hatırlamıyorum. Oyun oluverirdi her şey çocuk yüreğimde ve yine çocuk telaşında bir neşe. İki basamak birden çık ve iki basamak atla, hoop tam basamak üzerindeyim şimdi. Haklı gururla kurum kurum kurumlanır yüreğim. Dengedeyim, tam ve olması gerektiği gibi.

Bugün bir fotoğraf karesinde, daracık sokakta sıralanmış evleri, konuyu, komşuyu birbirine bağlayan rengârenk basamakları olan merdivenleri görüverince, çocukluk anılarımda kalan yine renkli basamakları bulunan merdivenler geliverdi aklıma…”

“Merhaba. Yukarıdaki satırlarımı önceden okuduysanız hemen hatırlamışsınızdır diye düşünüyorum. Zamanı geldi ve artık ben de Erdek Doğuş Gazetesinde yazmaya başladım.

İlk satırlarım, sizlerle bundan sonra buluşacağım “Hayatın Renkleri” ismindeki köşemin, adına esin kaynağı “Bisiklet Arka Bahçede ” adlı romanımın “Merdiven Basamakları” bölümü. Sizler benim ilk kitabım “Üç Ülke Bir Vatan” ve “Fesleğen Zamanıydı” adlı romanlarımı da sevmiştiniz. Haberleşmeniz, görüşlerinizi benimle paylaşmanız memnunluk verici. Yine öyle yapın olur mu?..

Çocukluk yıllarımın anılarında kalan, daracık sokaklarında sıralanmış evleri, birbirine bağlayan merdivenlerin rengârenk basamaklarında bulduğum “Hayatın Renkleri” bana olduğu gibi sizin yaşamınıza da dokunsun istiyorum. Keyifli okumalar diliyorum…”

Şimdi, şu merdivenlerin önünde oluversem diye geçirdim içimden. Yorgun bedenimle ikişer ikişer değil belki, ama hâlâ kolaylıkla iner çıkardım diye düşündüm…

Mesela önce çivit rengine boyanmış basamak önünde dururdum biraz. Gözlerimi kapar ve ilk adımı atardım. İşte şimdi, çivitli çamaşırların asılı olduğu bahçenin ucundayım. Kara kazan içinde ev sabunu rendelenmiş kaynar suyun içinde kaynatılmış ak pak olmuş çamaşırları görürüm önce.

Sonra kocaman leğenin içine, bir tülbent parçasına sarılarak konmuş çivitin, su içinde salınarak suyu nasıl maviye boyadığını görürüm. Bir de annemin kaynar sudan buruş buruş olmuş elleriyle, bahçenin tulumbasından akan buz gibi suyun altında duruladığı çamaşırların, hafif çivit maviliği almasını hayranlıkla izleyişimi…

Sonra, iki ağaç arasına gerili ipin üzerine tahta mandallarla tutturulmuş çamaşırların efil efil kurumalarını görürüm. Çivitli çamaşırlar ilk basamakta geçmişte kalan anılarımın ilk konuğu oldular. Dış cephesi çivit rengine boyanmış bahçeli evler ve evlerin odalarının çivit rengindeki duvarları var sırada şimdi. Beyaz kirecin içine katılmış çivitin bazen açık maviliğe, bazen de koyu mavi çivitli badanalara dönüşen duvarların temizliği geldi gözümün önüne. Soluk alan duvarlardı onlar. Mikroplardan arınmış tertemiz kireç kokulu badanalı evlerin ferahlığını özledim bak şimdi. Nasıl da ferahlık verirdi insana. Ama şimdi ikinci basamağa uğramalı…

Hoop, kırmızı basamaktayım şimdi. Bu basamak bana tek şeyi anımsattı; Kurban Bayramını… Ve hiç sevemedim bu kan kırmızısı basamağı. İçime hüzün verdi, içimi daralttı. Yeşil bahçenin ucunda bir ağacın altına açılmış bir çukur ve kesilmiş zavallı bir küçük kuzucuk. Kan gölüne dönmüş ortalık. Ağaca asılmıştır sonra o küçük, güzel gövdesiyle minik kuzucuk. Hiç sevmedim ben bu anıları. O kadar sevmedim ki, yaşamımda hiç kurban kesmedim ben. Boğazlanan ve adına da kurban denilen bir canın vebalini almak istemedim üzerime. En azından benim için canından olmamalıydı. Öyle de oldu. Bu basamakta çok kalamayacağım, daraldı ruhum, sıkıştı yüreğim.

İşte şimdi en sevdiğim renklerden biri… Yeşil basamaktayım. Yine gözlerim kapalı ve seyreyliyorum çocuk olduğum zamanları. Her yer yemyeşil. Göz alabildiğince yeşil hem de. Ağaçların katli vacip değilken henüz, ağaçların derin bilgeliğine ait hikâyelerin anlatıldığı, yeşil zamanlardayım şimdi. Her bir çocuk doğduğunda bahçeye dikilen ve çocukla birlikte büyüyen ağaçların, şanslı çocukların dönemini anımsıyorum şimdi. Benim de adıma doğduğumda dikilen ve birlikte büyüdüğümüz bir zeytin ağacım var. Ben hâlâ nerede bir tohum görsem buluşturuveririm toprakla. Ve ben birçok ağaç dikiverdim kara toprağa. Yeşili hep çok sevdim ben. Ağaçların gerçek bilge olduklarına inananlardanım hâlâ. Yeşil huzurunun altında ruhumu arındırmak hep iyi gelir bana…

Ah sarı basamak. En sevdiğim renktir sarı. Sarı huzur sonbahar mevsiminde çocuğum şimdi bu basamağın üzerinde. Devasa büyüklükteki çınar ağaçlarının elimden büyük yapraklarının pıt pıt aşağılara düşerken çıkardığı hışırtıların ruhumda bıraktığı huzur yıllarındayım şimdi. Uzun kavak ağaçlarının en tepesinden edası ile savrularak başıma konuveren, başımın üzerinde hep yeri olan sarı yaprağın tüy gibi hafifliğindeyim şimdi. Ceviz ağacı ise en güzel sarı renkli elbisesini giymiş ve ben büyülenmiş bir hâldeyim, kırpamam gözümü. Ruhum huzura ermiş de ayrılamam önünden bir türlü. Biraz daha kalırsam bu sarı huzurun önünde, çıkamayacağım bir sonraki basamaktaki huzurlu çocuk düşlerime…

İşte mavi basamaktayım şimdi… Denize bir adım atmışım sanki. Bir adım daha ve hoop denizin içindeyim şimdi. Masmavi, tuzlu serin sularında arınırım. Çocuk neşem karışmış denizin sakin huşu dolu hafif dalgasına. Bir mavi kova var elimde deniz gibi. Mavi tırmık ve mavi kürekle oynarım kumun üzerinde. Birkaç beyaz martı geçiyor başımın üzerinden şimdi. Güçlü kanatlarını çırpışına hayran hayran bakarım ardından. Gelip konuverse keşke kumdan kaleme tüm ihtişamı ile. Konuk oluverse kumdan bahçeme. Denizin maviliğine daldı bir tanesi. Bembeyaz martı, maviye boyanmış olur mu acaba şimdi? Uzar gider merdivenlerin basamakları gibi ruhumun çocukça anıları…

Çivit mavi kireç boyalı bir odadayım…
Kırmızı renge dayanamadı geçiverdi yüreciğim…
Yemyeşil zeytin bahçelerinde bereketteyim…
Sarı huzur, sarı sonbaharda kaldı yüreğim…
Mavi denizde çok mutluyum martı gibi.
Biraz sonra “kumdan kalemin” içinde Rapunzel olacağım…
Ah her bir basamakta kaldı çocukluğum, gençliğim.
Biiir, ikiiii, çıktıım…
Hoop iki basamak atladııım…
Ben bunu hep yaparııımm…

Pınar Tar


Haberi Paylaşmak İçin

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir