Cuma, Haziran 5, 2026
Köşe YazısıManşet

Haberi Paylaşmak İçin

CEBİMDEKİ
SESSİZLİK…

İnsan bazan sessizlikte kendini bulur.
Sessizlik, yüreğimin sesinde, bilincimde oluşan geçmişin labirentinde dolaşır durur.
Sessizliği arar, bulur bazen insan.
Ona ihtiyacı vardır.
Dalıp gitmelisin bazan poyrazla beraber denizin o küçücük dalgalarına.
Arada ayağına dolanan kumrulara yem atmalısın simitinden, biriyle dost olmalısın mesela, adını Galile koymalısın.
Sessizlik ürküp kaçmasın diye,
aklına bir şiir düşüvermeli.
“Öpüşmedik dahi
Uçuşmasın
Diye kuşlar…”

*****

Bu kentin özgürlüğünü seviyorum.
Geçmişine yenilmiyor
Elinin tersiyle itiyor
ilkelliği, dinsel bağnazlığı, tutuculuğu.
Her türlü tutsaklığa meydan okuyan o isyankar ruhunu seviyorum
bu kentin.

*****

Rıhtımdaki banktan sessizce kalkan genç kızın ardından bakakalan delikanlı.
Şaşkın ve üzgün.
Elindeki Nazım’ın kitabından bir rubai dökülüverdi.
“İnsan
Ya hayrandır sana
Ya düşman
Ya hiç yokmuşsun
Gibi unutulursun
Ya bir dakika bile
Çıkamazsın aklımdan.”

*****

Bir martı çığlık çığlığa tepemde.
İşsizliğin kahredici yoksulluğuna direnen insanların
sessizliği.
Umutsuzluğun ve kızgınlığın doğurduğu sessiz öfke.
Sessizlik bazen yoksulluğun iniltisidir.
Duyulmaz.
Aldım cebime koydum, kimse duymasın diye.

 


Haberi Paylaşmak İçin

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir