Cuma, Temmuz 31, 2026
Köşe YazısıManşet

Haberi Paylaşmak İçin

RÖPORTAJ / S.ÇINAR / D.AYDIN

“Medya Söyleşileri” yazı dizimizin bölüm konuğu, “Yaşasın Edebiyat Öykü ile Makale Yarışması” seçici kurulu tarafından projenin eseri seçilen Kırmızı Tespih Tanesi’nin yazarı Pınar Cebeci. İlk cümlesinden itibaren yalın dil kullanmaya özen göstermesi, eserinde var olan çatışmaları iç dünyasıyla birleştirip zihinsel dönüşümle aktarma çabası, hayata dair ayrıntıları duygudaşlık kurarak paylaşması, iki ustanın tavrını buluşturmaktan kaçınmayarak, epik yabancılaşmayla oluşan edebi teknik ve entelektüel izler bırakarak yazabilmesinin yanında, eserdeki karakterlerle özdeşleşerek duygusal bağ kurma cesareti göstermesi, olay örgüsünde tutarlılık, hikâyesindeki kahramanlarının inandırıcılığı, okuyucuyu çeken temposu, sinematografik sunumuyla beraber, öyküdeki anlatıcı doğallığı gerekçeleriyle projenin eseri seçilen öykünün yazarıyla, çalışmaları, yaşamı, yazarlık serüveni hakkında konuşacağız. Medya Söyleşileri başlıyor…

Deniz Aydın – Haksızlık etmemeliyim önceki konuklarımıza ancak söyleşi yapacağımız kişiler yazar ya da medya çalışanı olduğunda farklı heyecanlar içinde buluyoruz kendimizi. Fazlaca ortak konumuz olduğundan mıdır, emin olun bilmiyorum. Bugün bildiğim tek gerçek “Yaşasın Edebiyat Öykü ile Makale Yarışması” adlı projemizin geniş katılımlı, pozitif sonuçlar uyandıracak nitelikte tamamlanmış olmasının yanında, yazarların edebiyatımıza katkı amacıyla çalışmamızı gönülden desteklemiş olmaları. Dünya edebiyatında kısa öykü türünün, durum öyküsünün yaratıcısı kabul edilen, senaryo yazarı, edebiyatçı, gazeteci Dr. Anton Çehov anısına saygıyla başlattığımız projeye, yazarlarımız da ithafımızı dikkate alarak öykülerini yollamaları anlamlıydı. Teşekkürler ediyoruz. Bir bilgi daha paylaşmalıyım, profesyonelce çalışmalarının yanında ülkemizin edebiyat yarışmaları duyurularına ev sahipliği yapan, edebiyatyarismalari.com, güncelegitim.org sanatyarismalari.com, mahaledebiyat.com, edebiyathaber.net adlı medya kuruluşları da projemizi okurlarıyla paylaştılar. Ayrı ayrı teşekkürlerimizi sunuyoruz.

Nihayetle, elli birinci hizmet yılı dolayısıyla “Erdek Doğuş Gazetesi’ katkılarıyla düzenlediğimiz «YAŞASIN EDEBİYAT ÖYKÜ ile MAKALE YARIŞMASI» kayda değer sayıda yazarın ve yazar adayının, yurdumuzun her bölgesinden katılımıyla tamamlandı. Kadın yazarlarımızın sayısının, başarılarının giderek artması da memnunluk verici. Yazarımız Pınar Cebeci de bizler için önemli örneklerimizden. Hoş geldiniz. İlk cümlelerinizi merak ediyorum. Hissettiklerinizi…

Pınar Cebeci – Hoş bulduk. Güzel söylemleriniz için çok teşekkürler. Çok gurur verici. Mutluyum.

Sermed Çınar – Tebrik ederim ben de öncelikle. Kaleminize sağlık. Emeğiniz daim olsun. Köşemizde bizler, konuklarımızı her yönüyle tanımak isteyen okurlarımız adına, ağır adımlarla ilerleriz. Ailenizi anlatır mısınız?

Pınar Cebeci – Çok küçük bir aileyiz. Annem babam, abim ve üniversitede okuyan iki evladım var. Bu kadarız.

Deniz Aydın – Belki doğuştan gelen nadir yeteneklerden biridir yazarlık. Ressamlık, oyunculuk, müzisyenlik gibi. Etkisi altında kaldığınız durumla, kişiyle ya da gördüğünüz sıradan çalışmalarla tetiklenir ve vazgeçemezsiniz yazmaktan kim bilebilir? Pınar Cebeci için yazım süreci nasıl başladı?

Pınar Cebeci – Önceleri şiir yazıyordum, sonra kitap haline getirdik ve basıldı. Gençlik yıllarımda gerilim ve korku hikâyeleri yazdım. Sonra araya iş, evlilik, çocuk girdi derken yazmaya fırsat bulamadım, ama iyi bir okur olmaya çalıştım. Şartlar yeniden oluşmaya başlayınca kaldığım yerden yazmaya devam ettim. Yaklaşık bir buçuk senedir çeşitli dergilerde hikâyelerim yayımlanıyor.

Sermed Çınar – Ben böyle, kitabın ortasından konuşmayı, sonunda sorulacakları başlangıçta yöneltmeyi severim. Tanıdığımız kadın yazarlarımızın önemli bölümü, anlattıkları kadarıyla, ilk adımlarında akıl almaz zorluklarla karşılaşıp, büyük zaman kayıpları yaşamışlar. Belki başarılı olacak birçok kadın yazar baskılara dayanamayıp bırakmış yazmayı, tanıma fırsatımız olamamış. Siz konuyla ilgili değerlendirme yaptığınızda neler söylersiniz?

Pınar Cebeci – Yolun henüz çok başında olduğum için kişisel olarak böyle bir baskıyla karşılaşmadım. Hatta aksine, tanınan bazı polisiye yazarlarının desteğini gördüm ve bunun benim için çok kıymetli olduğunu söyleyebilirim. Ancak katıldığım söyleşilerde, özellikle kadın yazarların ve hatta erkek yazarların da yayıncılık sürecinde ciddi zorluklar yaşadıklarını dinledim. Ödüllü olmasına rağmen aylarca yayın evi bulamayan, eserinin başarısından sonra ancak büyük yayın evlerinin dikkatini çekebilen yazarlar var. Bence mesele yalnızca kadın ya da erkek olmak değil; yeni bir yazarın sesini duyurabilmesi de başlı başına zorlu bir mücadele. Yine de kadınların, özellikle geçmişten bugüne, yazma ve görünür olma konusunda daha fazla engelle karşılaştığını inkâr etmek mümkün değil. Bu yüzden edebiyatın yalnızca iyi metinleri değil, fırsat eşitliğini de önemsemesi gerektiğine inanıyorum.

Deniz Aydın – Yayıncıların matbaa gibi davranarak yazarlarından çeşitli adlarla bedeller istemesi durumuyla ilgili neler söylersiniz? Yayın evi çilesi neden bir türlü bitmez? Ayşe Kulin’in röportajlarında cesaretle anlattığı yaşanılan haksızlıklar, liyakatsiz editörler ve tekelleşmeler. Siz böyle durumlarla karşılaştınız mı?

Pınar Cebeci – İşin açıkçası bu yaklaşım bana da doğru gelmiyor. Bir yayın evinin, yazardan çeşitli adlar altında ücret talep etmesini yayıncılığın ruhuyla bağdaştıramıyorum. Elbette herkes kendi tercihinde özgürdür; ancak ben eserin kendi niteliğiyle değerlendirilmesinin daha sağlıklı olduğuna inanıyorum. Bu nedenle ücret karşılığı yayımlanan projelerde yer almak istemedim. Benim için, bir yarışma sonucunda hiçbir ücret ödemeden öykümün bir kitaba seçilmesi çok daha anlamlı ve tatmin edici. Çünkü o zaman metnin, maddi bir karşılık nedeniyle değil, edebi değeri nedeniyle kabul gördüğünü hissediyorum. Şimdiye kadar bu konuda kişisel olarak olumsuz bir deneyim yaşamadım; umarım da yaşamam… Bunun yanında, okuduğum bazı kitaplarda karşılaştığım editör hataları maalesef okuma keyfini kaçırabiliyor, hatta zaman zaman kitaptan soğutabiliyor. Oysa editör, yazar ile okur arasında kurulan en önemli köprülerden biridir.

Sermed Çınar – Okulunuz bitti. Geleceğinize dair adımlar atacaktınız. Önünüzde farklı yollar vardı ve tercih yapacaktınız. Mesleğinizi seçerken, kariyer planınızı ne şekilde belirlediniz? Bugün geriye baktığınızda meslek tanımınızı tek alanla ifade edebiliyor musunuz? Yazarlığı meslekler arasında tanımlar mısınız?

Pınar Cebeci – İktisat mezunuyum. Tanınmış bir sigorta şirketinde eleman eksiği vardı, denk geldi ve işe başladım. Sonra eğitim alıp radyoculuğa başladım, çok da sevdim, fakat çalışma şartları ve verilen ücretler tatmin etmeyince yeniden sigorta şirketine geri döndüm. O yüzden ülkemizde kariyer planlaması yapabilen kaç şanslı insan vardır bilemiyorum. Yazarlık bence bir meslek değildir. Sevdiğiniz bir uğraşıdır. Haluk Bilginer de bir söyleşisinde ‘’Benim mesleğim yok, çalışmıyorum da, ben hobimi yapıyorum,’’ demişti. Yazarlığı da ben kendi adıma böyle görüyorum.

Deniz Aydın – Kıymetli yazarlarımızdan İnci Aral “yazmak yavaş yavaş intihar etmektir” demiş. Önce dergiler, yarışmalar, ardından kitaplar, uzun zaman dilimlerinin ardından gelen teklifler… İnci Aral yazarlığı sırasında yarışmalara katılmış ülkemizin seçkin edebiyat ödüllerini kazanmış. Pınar Cebeci, yazma eylemleriyle ilişkili hangi cümleleri kurar okurlarımıza?

Pınar Cebeci – Yazmak bir isyandır belki de.

Sermed Çınar – Edebiyat konusunu zihninizde, kaleminizde hangi türler içinde görüyorsunuz. Etkilendiğiniz akımlar var mıdır? Çok sorulur, ama gerçekten merak ediyorum. Yazarlar var mıdır sizin yazılarınızı şekillendiren, başlangıcınıza etkisi bulunan?

Pınar Cebeci – Çok severek okuduğum yazarlar var; Jack London, Emile Zola, Dostoyevski, Nietzsche, Mehmet Rauf, Ahmet Ümit gibi. Nazım Hikmet’in neredeyse tüm kitaplarını okumuşumdur gençliğimde ve diğer şairleri de tabii. Şiir, yazı dilini güçlendiren bir unsur bence.

Deniz Aydın – Ülkemizin zorlu dönemden geçtiği yıllar çocukluğunuz. Popüler dünyanın ülkede zirve yaptığı yıllarsa gençliğiniz. Hayat görüşünüzü nasıl oluşturabildiniz? Okurlarımız için hayata bakışınızı, duruşunuzu, birkaç cümleyle tanımlar mısınız?

Pınar Cebeci – Hayata karşı duruşumu; sorgulayan, vicdanı hür, saygıya önem veren hayatı ciddiye alan biri olarak tanımlayabilirim. Baskı dönemleri, düşünen insanı itiraz etmeye yöneltir. Belki de bu yüzden yazmak, benim için sessiz bir isyan biçimiydi. Saygı ve onur, vazgeçemediğim iki değerdir. Yazarları ortak noktada buluşturan “Dünyayı güzellik kurtaracak, bir insanı sevmekle başlayacak her şey” sözü; hayata bakışımı en iyi anlatan cümlelerden biridir. Bana göre bugün yaşadığımız şey sevgisizlik.

Sermed Çınar – Biraz da yazarlığınızı konuşsak. Nerelerde yazdınız? Hangi projeleriniz söz konusu? Tamamlanmış çalışmalarınızı varsa paylaşır mısınız?

Pınar Cebeci – Yazdığım hikâyelerin çoğu e dergilerde yayımlanıyor. Basılan dergiler de var. Saçları Kuzguni Kadın şiir kitabım. Aalen Antakya Kültür Derneğinin düzenlediği bir hikâye yarışmasında, hikâyem seçildi ve kolektif kitapta yer aldı. Son olarak ‘’İçimde Kalan Cümleler’’ seçki kitabında da hikâyem yer alıyor.

Deniz Aydın – Başkalarının eserlerini paylaşmanın, yorumlamanın, yazarlarını tanıtmanın, keyfi hep bir başkadır. Benzer çalışmalar yapıyorsunuz. Okuyucu yorumu adlı köşenizde neler aktarıyorsunuz?

Pınar Cebeci – Okuduğum kitaplar hakkında kısa bilgiler veriyorum. Yazarın anlatı dili, bende bıraktığı etki gibi. Kitap etkinlikleri ya da söyleşileri de paylaşıyorum. Dergide çıkan yazılarımı da.

Sermed Çınar – “Yaşasın Edebiyat” adlı projemize gelmeden önce canlandırma yapalım sizinle. Pınar Cebeci adına gün nasıl geçer? Yazarlık hayatınızın neresindedir? Yaşadığınız kenti, semtinizi de içine alarak yolculuğa çıkarsanız bizi. Hangi devinimle gerçekleşir yazarlığınız gün içinde?

Pınar Cebeci – Yazma serüvenimin çıkış noktası büyük ölçüde yalnızlıktı. İstanbul’da yaşıyorum. Bazen ara sokaklarında kaybolmak ve o sessizlik içinde başka kayboluşları bulmak bana ilham verir. Bazen de bir yerde duyduğum tek bir kelime ya da cümle, beni kendimi onun hikâyesini yazarken bulacağım bir yolculuğa çıkarır. Bugünlerde vaktimin büyük kısmını yazmaya ayırıyorum. Bunun yanında kitap okumadan geçen tek bir günüm yok. Çünkü inanıyorum ki insan okudukça ruhu özgürleşir, hayal gücü genişler. Yazarı besleyen en önemli kaynaklardan biri de budur bence.

Deniz Aydın – Gelelim bizimle karşılaşma sürecinize. Projemizle hangi biçimde karşılaştınız?

Pınar Cebeci – Instagram’da ‘’Sanat Yarışmaları’’ sitesini takip ediyordum. Çehov, sevdiğim bir yazardır. Durum hikâyeleri yazmak da hoşuma gider. O yüzden ilgimi çekti ve katılmak istedim.

Sermed Çınar – Siz şimdi kendi dilinizden yaşamınızı okuyucularımızla paylaşırken, öykünüzü bir an önce okuyabilmenin hayalini kuruyor edebiyatseverler kuşkusuz. Bizler “Yaşasın Edebiyat” projesini hazırlarken birçok konuyu planladık. Hedeflerimizi yazdık. En önemlisi yarışmalardan ayrılan spesifik yanlarımız olmasıydı. Yıllardır yetenekli kalemlerin önüne çıkarılan zorluklardan, taraflı davranışlardan, önü sonu belli etkinliklerden, mesafeyle yaklaştıkları yarışmalardan uzakta bir duruş sergileyeceğimiz konusunda kararlıydık. Günümüzde sosyal medyanın oldukça yoğun kullanıldığını bile bile yazarlarımızdan eserlerinin herhangi bir yerde yayınlanmamış olmasını talep etmek gibi yaklaşımlarımız olamazdı. Eserlerin kitap biçiminde basılmamış olması yeterliydi şartnamemizde yazıldığı üzere. Karmaşık uygulamaların, anlaşılmazlıkların hep karşısındaydık. Projemizi, eli kalem tutan kişilerin aralarında kıyasıya yarıştıkları çalışmalardan görmüyorduk. Bizler “Edebiyata katkı sunan yazarlar arasından bu projenin eserinin belirlenmesi” biçiminde tanımlıyorduk etkinliğimizi. Seçici kurulumuz bu çerçeve kapsamında, gerekçemizde belirttiğimiz nedenlerle “Kırmızı Tespih Tanesi’ eserinizi büyük bir uzlaşıyla belirledi. Okuyucularımıza tavsiye olsun, öykünüzü birkaç kez okusunlar. Zihin dünyalarında oluşacak zenginliği fark edeceklerdir. Siz seçilme gerekçenizi okuduğunuzda neler hissettiniz?

Pınar Cebeci – Öykümü çok severek yazmıştım. Değerli seçici kurulun da hikâyemi sevmesi ve benim için söyledikleri övgü dolu sözler çok gururlandırdı. Çok mutlu oldum.

Deniz Aydın – Yakın gelecekteki süreçten de söz edelim okurlarımız için. Eseriniz çok yakında Erdek Doğuş Gazetesi manşetinden duyurularak yayınlanacak. Siz hazır olduğunuz zaman adınıza açılacak köşenizden eserlerinizi, yazılarınızı dilediğiniz biçimde paylaşabileceksiniz. Neler düşer aklınıza, içinizden neler geçer bizimle paylaşabileceğiniz?

Pınar Cebeci – Bundan sonrası daha büyük sorumluluk benim için. Ruhum, yaşadıklarım, hayal gücüm beni nerelere götürür bilemiyorum. Polisiye ve psikolojik gerilim hikâyeleri yazmak da hoşuma gidiyor. Tek bir tarzda hikâye yazmıyorum. O yüzden okuyucuları sürprizler bekliyor olabilir.

Sermed Çınar – Okuyucularımız için, uygun bulursanız sizinle bir “Öykü Önü” sohbeti yapalım. Yazar olarak köşemizde sizi tanıma fırsatı buldular. Kuşkusuz sıra geliyor öykümüzün konusuna. Sürprizini kaçırmadan özetlemenizi istesek neler aktarırsınız?

Pınar Cebeci – Konusunu kısaca; yalnızlığını kendine arkadaş etmiş birinin, her gün aynı tren istasyonuna gidip, oradaki insanları gözlemleyerek kendisine hikâye konusu oluşturması diye özetleyebiliriz.

Deniz Aydın – “Kırmızı Tespih Tanesi” anda başlayan ve anda tamamlanan tam bir kesit. Yaşamın içinden. Anlatılan hikâyeyi okurken kahramanların tümünü tanıdığınızı hissedeceksiniz. İlk satırlarından itibaren sinematografik yapısı nedeniyle öykü mekânı önünüzde canlanacak. Zaman ve mekânların üzerinizde bıraktığı izleri bilirsiniz. Yıllara meydan okuyan, olaylar değildir aslında, anlarda hissettiklerinizdir. “Kırmızı Tespih Tanesi” çokça merak ettiğimiz, yazar yaratım sürecine muzipçe bir örneklemeyle karşılık veriyor. Yazar Pınar Cebeci’nin yarattığı rüzgârı sizler de eminiz seveceksiniz…

Sermed Çınar – Yazı dizimizin özgün bölümüne geçelim şimdi ve sizi okurlarınızla baş başa bırakalım. “Yaşasın Edebiyat Öykü ile Makale Yarışması” 2026 yılı ilk projesinin eseri seçici kurulumuz tarafından “Kırmızı Tespih Tanesi’ adlı öykünüz seçildi. Pınar Cebeci, söz sizin. Okurlarımıza, sizi takip edenlere, edebiyatseverlere neler söylemek istersiniz?

Pınar Cebeci – Kelimelerimin okurların yüreğinde bir karşılık bulduğunu görmek benim için en büyük mutluluk. Yazmak kadar iyi bir okur olmanın da edebiyatın ayrılmaz bir parçası olduğuna inanıyorum. Okuduğumuz, sorguladığımız ve hayal kurmaktan vazgeçmediğimiz sürece umut hep var olacaktır… Kaleminiz de kitabınız da hiç eksik olmasın. ‘’Dünyayı güzellik kurtaracak; bir insanı sevmekle başlayacak her şey.’’


Haberi Paylaşmak İçin

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir