HER İŞİN BAŞI SAĞLIK
Televizyon programları yaparken sık sık sağlık konulu projeleri ekrana taşımaya çalıştım. Değil mi, insana yapılacak en iyi yatırım eğitim ve sağlık, ben iki alanda da çokça program yapmaya çalıştım. Denizin Sesi yazı dizimizde bu haftayı sağlık konusuna ayırmak istedim. Mevsim kış olunca, yaş biraz ilerleyince de gerektiğinde danışmaktan mutluluk duyduğum doktor arkadaşımdan rica ettim. İnsan sağlığını önceleyen projelerimiz çoktu televizyonda. Bu çalışmalarda izleyicilere aktardığı sağlık konulu tüm bilgileri paylaşmamın uygun olup olmayacağını sordum. Kırmadı ve kabul etti. Hepimizin merak ettiği konulara ışık tutacak bilgileri verdiği bölümlerden, birkaç konu başlığını sizlerle paylaşıyorum. Dâhiliye uzmanı arkadaşım, Uzm. Dr. Burak Uzel hastalarına şifa olmaya İstanbul’da devam ediyor. “Her işin başı sağlık” diyerek sizi uzmanımızla baş başa bırakıyor, iyi okumalar diliyorum.
“Kansızlık Konusu”
Kansızlık biliyorum ki çoğunluğunuza etki ediyor. Özellikle kadınlarda çok sık gördüğümüz bir durum bu. Kansızlığın belirli nedenleri var. Hemen kansızız diye kan ilaçları almıyoruz tabii ki. Bu konuda birçok sorunuzun olduğunu düşünüyorum. Buradan tedavi önerisi yok ama. Bunun altını özellikle çizmek istiyorum. Yalnızca aklınızda bulunsun diye kısa bilgiler veriyorum. Umarım faydası olur.
Kansızlığın nedenleri nelerdir? Bunlardan bahsetmeliyim önce. Kansızlık, kanımızdaki kırmızı kanın eksikliğinden dolayı oluşan bir durumdur. Kansızlığa neden olan en büyük sebep esasında demir eksikliğidir. Demir, kandaki hemoglobin dediğimiz kanın kırmızı rengini yapan maddenin yapımında etkili bir maddedir, bir elementtir. Demir olmaksızın kanımızda oksijen taşınması hayli güç olmaktadır. Kansızlık durumu kadınlarda daha sık gördüğümüz bir hastalıktır. Adet kanamaları nedeniyle kan eksikliği oluşmaktadır. Bunun yanında, eğer yediğimiz içtiğimiz şeylere dikkat etmiyorsak, yani hayvansal gıdadan daha fakir besleniyorsak, bu tür durumlarda dışarıdan aldığımız demir miktarı da azalacağı için kansızlık oluşacaktır.
“Demir nasıl emiliyor?”
Demir emilmesi için midede asit olması gerekiyor. Asitli ortamda daha fazla emilim oluyor. Demirin emilimi a bağırsaklarda problemli ama. Bizler günlük hayatımızda, yaklaşık 10 mg kadar elementel demir almaktayız. Bunun ancak 1 mg’ı emilmekte. Yani %10’u. Dolayısıyla problemli bir emilim var. Yemeklerle birlikte çay içersek, çay demir emilimini azaltmakta. Ve bu şekilde dahi demir eksikliği olmakta.
“Kansızlık olduğu zaman ne tip şikâyetlerimiz olur?”
Başlarda herhangi bir şikâyetimiz olmaz. Önce demir depolarımız azalır. Kandaki Ferritin miktarına baktığımız zaman, bunun azaldığını görürüz. Saçlarımızda dökülmeler başlar. Tırnaklarımızda kırılmalar, soyulmalar oluşur. Bazen de bacaklarımızda yanmalar olur. Kansızlık ilerleyen dönemlerde çarpıntı yapabiliyor. Soluk darlığı yapabiliyor. Yani nefes darlığı yapabiliyor. Yokuş yukarı yürürken, merdiven çıkarken nefes darlığı yapabiliyor. Biz bu insanları nasıl tanıyoruz? Yüzlerine baktığımız zaman beyazladığını görüyoruz. Yine de bu bulgu olacak diye bir kaide yok. Bir kan sayımı yaptığımızda hemoglobin miktarının da düşük olduğunu görüyoruz ki hekime gittiğiniz zaman bazıları “hafif bir kansızlık, orta bir kansızlık var” diyebiliyor.
“Kimlere kan nakli yapmak gerekiyor?”
Bazen bu soruyu soruyorsunuz. Çok ciddi kansızlığı olanlarda kan nakli yapmak gerekiyor. Kan nakli tabii çok hoşlandığımız bir şey değil. Kan naklinde çünkü dışarıdan protein de vermek zorunda kalıyoruz. Sadece eritrosit verdiğimiz gibi bir parça yabancı proteinler de veriyoruz. Ve bu tip durumlarda alerjik reaksiyonlarla da karşılaşabiliyoruz. Kan verilmesi hastane ortamında yapılabiliyor sadece. Ama iş oraya gelmeden, eğer saçlarınızda dökülme varsa, tırnaklarda kırılma, soyulma varsa o zaman bir kan sayımı yaptırmanızı öneriyoruz.
“Kansızlığın coğrafyamızdaki nedenlerinden bir tanesi de Talasemi minör”
Talasemi minör, Akdeniz anemisi taşıyıcılığı. Bunu Akdeniz ateşinden farklı olduğunu özellikle bilmenizi istiyorum. Çok karıştırılıyor. Akdeniz anemisi taşıyıcılığı kansızlığın bir türü. Burada hemoglobin, yani oksijeni taşıyan hemoglobin maddesinde yapısal defektin olması söz konusu. Bizim coğrafyamızda yaklaşık %3 civarında, %5 civarında Talasemi minör, yani Akdeniz anemisi, Akdeniz kansızlığı taşıyıcılığı var. Bu tip durumda ne yapmak lazım? Kan sayımına baktığımız zaman anlıyoruz. Eğer çok şüphe duyarsak hemoglobin elektroforezi dediğimiz özel bir yöntemle bu kansızlık türünü anlıyoruz. Dikkat edilmesi gereken husus, demir eksikliğiyle karıştırılmaması gerektiğidir. Demir bakmadan, kandaki demir ferritin düzeyine bakmadan Talasemi minör hastalarına dışarıdan eritrosit vermek veya demir vermek uygun değil.
“FMF hastalığı”
FMF hastalığından da söz etmek isterim biraz. Yani ailesel Akdeniz ateşi. Ailesel Akdeniz taşıyıcılığından, Akdeniz anemisi taşıyıcılığından daha farklı bir durum. Coğrafyamızda oldukça sık rastlanıyoruz. FMF karın ağrıları ile giden, ailesel Akdeniz ateşi dediğimiz, karın ağrısı zaman zaman artan, zaman zaman azalan, işte daha çok apandisitle karıştırılan bir hastalık. Nedeni çok iyi bilinmiyor. Genetik bazı temellerinin olduğu düşünülüyor. Yani sık karın ağrısı yaşıyorsanız, bu ağrılar da sizin yaşamınıza kötü yönde etki ediyorsa, ailesel Akdeniz anemisi düşünmek lazım. Hele bir de apandisit ameliyatı olduysanız, çok karışır, daha çok FMF düşünürüz. Bu tip durumda tabii tedavi vermek gerekiyor. Tedavi ile FMF’in çok ciddi bir komplikasyonu olan amiloidoz, özellikle böbreklerde amiloid birikimi yapıp, böbrek yetersizliğine sokma olasılığını engelleyebiliyoruz. O yüzden de çok önemli.
“D Vitamini Eksikliği”
Gelelim D vitamini eksikliğine. Bana gelen hastalarımın büyük bir çoğunluğunda, yani on kişiden dokuzunda nereden baksanız D vitamini eksikliğini görüyorum. D vitamini nedir? D vitamini, kemiklerimizin sağlığı için önemli bir vitamin, hormon. Kemiklerin sağlığı için önemli bir vitamin.
“D vitamini dışarıdan alıyor muyuz?”
Evet bir parçasını dışarıdan alıyoruz, ama biz kendimiz de yapıyoruz. Böbreklerimizde de oluşuyor. Böbreklerimizde yapılan ön D vitamini, vücudumuzun derisinde güneşle birlikte temas edip aktif D vitamini haline geçiyor. D vitamini olmadan kemiklerimizin sağlığı olamıyor. Ama bunun dışında kanserde de önemli bir vitamin. Biz biliyoruz ki D vitamini eksikliği olanlarda kanser riski de artıyor. Bunun haricinde bağışıklık sistemi de son derece önemli. D vitamini eksikliği olan insanlarda bağışıklık sistemi daha düşük oluyor, daha sık enfeksiyon oluyorlar. Çok önemli bir bulgu daha var. Özellikle yaşlılarda Alzheimer riskini artırıyor. Bu neden oluyor. Aslında yaşam tarzı değişikliklerinden dolayı oluyor. D vitamini normal olan kişiler, daha çok daha aktif insanlar. Daha dışarıda yürüyen, zaman geçiren kişiler.
“Bu nasıl bir durum?”
Eğer evde saatlerce oturuyorsanız alabileceğiniz veri miktarı çok düşük, ama dışarıda bir hayatınız olduğu zaman, dışarıdaki bütün sesleri 360 dereceden, yani etrafımızdaki bütün sesleri farklı bir noktadan, tek bir kanaldan değil, televizyon ekranından değil, dışarıdan duyabiliyorsunuz. Yürüdüğünüz zaman bacaklarınıza gelen basınç beyninize iletiliyor. Ve bunlar sürekli değişiyor. Dışarıda olduğunuzda nem hissi artıyor. Farklı hissediyorsunuz. Dışarı çıktığınız zaman basınç değişiyor. Bütün vücudunuza gelen basınç fark ediyor. Ve sıcaklık da fark ediyor. Yani sıcaklıkların da değişikliklerini fark ediyoruz. O yüzden de çok önemli. Benim sizlere tavsiyem, bir kan tahlili yaptırırken mutlaka D vitamininizi ölçtürün. Bizim coğrafyamızda genetik olarak D vitaminimiz biraz daha düşük. O yüzden de bunu arttıracak yöntemler deniyoruz. İşin doğalı yol yürümek, yürümek ve az yemekten geçiyor.
“Tiroit Hastalıkları, tiroit ne işe yarar. tiroit nerededir?”
Tiroit, boynumuzun ön bölgesinde olan hormon yapan bir organımız. Tiroit hormonu vücudumuzun metabolizmasını ayarlıyor. Metabolizma esasında hepimizin evlerinde bulunan şofben gibi bir şey. Şofbenin ayarı var. Eğer yıkanırken şofbenin ayarını kısarsak, soğur. Ne olur, üşürüz. İşte bu, tiroidin az çalışması, yani Hipotiroid demek. Eğer şofbeni fazlaca açarsak, kaynar su gelir, yanarız. Bu da tiroidin fazla çalışması, yani Hipertiroid. Hipotiroid sık gördüğümüz bir hastalık. Artık hastalık demememiz gereken bir durum gibi. Bu tip insanlarda tiroit hormonu azaldığı için kilo artışı olur. Ciltte kuruma olur. Saçlarda donuklaşma olur. Kilo vermekte zorluk çekerler. Tiroit hastalıklarının, sık sebeplerinden bir tanesi Haşimoto hastalığıdır. Haşimoto hastalığı antikorlarla oluşan bir hastalıktır. Bu antikorlar tiroit bezini bertaraf etmekte. Yani yok etmekte. Ve bir süre sonra tiroit hormon üretememekte. Ve dışarıdan takviye etmek gerekiyor. Çok eskiden, tiroit hormonlarına sık bakılamıyordu. Bakılamadığı için bunu tespit edemiyorduk. Şimdi sağlık ocaklarında bile kan tahlili yapılabiliyor ve tiroide bakılabiliyor. O yüzden yıllık kan tahlillerinizi yaparken mutlaka tiroit hormonlarınıza baktırmanızı öneriyorum size. Yeniden buluşmak dileğiyle…
Denizin Sesi “çok sesli” olmanın tanımı bence. Yaşamın başladığı yer ve çeşitli sesleri içinde barındıran bir bütünlük. Ben de zaman zaman farklı alanlarda, sesime farklı seslerin eşlik etmesine bu köşede yer vermek istiyordum. Bu bölümde değerli arkadaşım Uzman Doktor Burak Uzel ile yaptığımız tv programlarından kısa bir seçkiye sizleri buluşturdum. Katkılarından dolayı teşekkür ediyorum. “İnsana yapılacak en iyi yatırım eğitim ve sağlık” diyerek söz başlamıştım konumuza. Yinelemek isterim. “Biri diğerinden önde midir?” diye soracak olursanız, “ Sağlıklı nesiller için eğitim şart” demeliyim. Sevgiyle…

