rulet oyna online poker oyna canlı slot oyna betturkey

Öğretmenin Kaleminden – KARLI BİR KIŞ GÜNÜ YOLDA

Köşe Yazıları - 8 Şubat 2022 19:54 A A

Öğretmenin Kaleminden – KARLI BİR KIŞ GÜNÜ YOLDA

Nazan Çoker Çinko

Ürkek adımlarla atıyorum adımlarımı otobüse. Ara tatil nedeniyle olsa gerek çocuk ve genç nüfusu daha fazla. Yüzümü buruşturuyorum. Bu kapalı ortamda yolculuk yapmak korkutuyor beni. “Çift maskem var benim ama” deyip yerime oturuyorum. Otobüs yolcularını alıp, valizleri yükleyip yola çıkınca bütün kötü düşüncelerim dağılıyor, yolculuğun o muhteşem duygusu sarıveriyor ruhumu. Şehirden çıktıktan sonra yoğun kar manzarası ise beni benden alıyor. Beyaz rengin gücü mü bu? Olumsuzluklar yok, kara bulutlar çoktan dönmüş gökkuşağına, tohumlar kar tanecikleriyle kardeş kardeş toprakta… Kar kristalleri toprağa kavuşmadan önce bana uğruyorlar, cama şöyle bir çarpıp oyun oynarcasına kaçıyorlar.

Önümdeki cama ise kar taneleriyle beraber çat çat diye çarpan bir şey var sanki. Dikkatim dağılıyor, eğilip ön koltuğa bakıyorum. Beyaz kıvırcık saçlı bir kadın hararetle anlatıyor telefondakine, karşısındaymışçasına. Nasıl da heyecanlı! Sol eli ile anlattıklarını pekiştirmek istercesine hareketleniyor, altın yüzüklü parmakları cama çarptıkça çat çat sesleri çıkarıyor. “ eve dönecekmiş, sana hayır gelmez ondan dedim, ama sevmişmiş, ah kızım, biz çok gördük o sevdaları, ama dinleyen kim, inanabiliyor musun, daha iki yıl olmadı bile, ah iyi ki çocuk olmadı kardeşim, iyi ki… Ne yapardık yoksa, evde bir de oğlan, hiçbir işte dikiş tutturamadı, boş boş oturuyor kardeş, aman beni duymasın, zira çalışıyormuş, yazar olacakmış, gemi mühendisliğini boşa bitirdi, diplomayı getirip attı önümüze, bu size diye, bizim adamla bakıp kaldık, vitrine koydum, yazar olacak diye odaya kapandı, arada giriyorum yanına, şişt konuşma diyor, duvardaki tablolara bakıyor uzun uzun bazen de cam da yakalıyorum onu. Gözünü bile kaçırmadan dalmış dışarı. Ben de bakıyorum, bakıyorum… Karşıdaki yıkık çatılı, sıvasız evi, arada bir göz kırpan sokak lambasını, çöpleri karıştıran güzel kadını görüyorum sadece. Ne olacak dışarıda, ne görecekse… Adamcığımın gözü ise vitrindeki mühendislik diplomasında, iç geçirip duruyor…”

Cama dönüyorum, kar tipiye dönmüş, rüzgârla dost olmuş… Kafama takıldı şimdi, genç çocuk ne yazacak acaba? Bembeyaz kar sadece devasa yaşlı ağaçları değil fidanları da kaplamış. Küçük gelinler gibi… Ürperiyorum. Elimi uzatıp bütün karları silkeliyorum.

Omuzumu dürtüyor birisi. Hayallerimi kim kesti yarıda diye kaşlarımı çatıp dönyorum koridora. “ yiyecek bir şeyler ister misiniz?” diyor hafif topluca genç muavin. “ iyi ama maskelerini çıkaracak herkes, yasak değil mi, kapalı alan” Karşımda tespihini sallayan genç çocuk gülüyor, “ hayat benim değil mi, istediğim gibi kullanırım” der gibi. Ben de “ iyi de bizimkisi de hayat yani,” der gibi bakıyorum gözlerimi kısarak… “kalsın, istemem” deyip çift maskeme sığınıyorum.

Beyaz bir battaniye ile derin bir uykuda toprak ana. Neden kar yağınca sevinir ki insanlar? Bütün kirini, pasını, tahrip ettiği doğayı bir süreliğine de olsa kapattığı için mi acaba? Gözkapaklarım ağırlaşıyor. İçim geçiyor. Genç bir delikanlı loş odasında on parmak yazan mahkeme katibi gibi hızla vuruyor tuşlara. Arada bir kalkıyor duvardan kapıya, kapıdan cama yürüyor. Tekrar oturuyor, döner sandalyesinde hızlıca döndürüyor kendini, parmakları tuşların üzerinden hızlıca geçiyor. Yaşlı karı koca vitrindeki mühendislik diplomasına bakarak yukarıdan gelen tuş seslerini dinliyor… Ne yazıyor acaba?

Bu haber 312 kez okundu.
Köşe Yazıları - 19:54 A A
BENZER HABERLER

YORUM BIRAK

YORUMLAR

Hiç yorum yapılmamış.
error: içerik korumada !!