BENZERDİ SESLER ASLINDA
Duvardaki saat kendi tik – tak sesini çok beğenirdi. Her seferinde tik – tak sesi ile gurur duyar, “Yok benim eşim benzerim. Bu bana ait özel bir ses” der övünürdü. Bu gece duvar saatinin tam karşısındaki koltukta oturan evin sahibesi yaşlı hanım ise oldukça düşünceli gibiydi. Bu gece ne evde radyo ne de televizyon sesi vardı. Derin sessizlikte saatin tik – taklarından başka bir ses duyulmayan sakin gecede evin sahibesi yaşlı hanım köşesindeki koltukta öylece oturmakta ve belli ki kendi iç sesini duymaya, onun söylemek istediklerini anlamaya çalışmaktaydı.
Kalbi biraz kırık gibiydi sanki. Bu gece belki de ilk kez kendi iç sesini duymaya niyet etmiş gibiydi. Yaşı bir hayli ilerlemişti. Onca ömür geçirmişti, lakin kalbinin sesini dinlemeye hiç fırsatı olmamıştı. Yaşamında hep başka sesleri dinlemişti. Bu gece onun için başkaydı sanki. Artık başka sesleri duymak istemiyor gibi bir hâli vardı. Evin derin sessizliğini bozan tek şey duvardaki saatin tik – tak sesiydi. Yaşlı hanıma ninni gibi gelen ve gözlerinin ağırlaşıp kapanmasına neden olan o tik- taklar.
“Zaman,’’ dedi yaşlı hanım gözleri kapalı. “Ne kadar da çabuk geçiverdi. Tam da kendimin bir sesi olduğunu yeni keşfetmişken üstelik. Geldi ve geçiverdi. Ah zaman… Ne ara geçiverdin sen?” dedi. Aslında düşünmek istemişti bu gece yaşlı hanım. Lakin derin sessizlik içinde daha fazla düşünemeden gözleri uykuya yenik düşüverdi…
Duvardaki saat sessizlik içindeki odada birden kendi sesine benzer tik- tak sesini duyunca çok şaşırdı. Bir süre sonra bu sesin yaşlı hanımdan geldiğini anladı ve sordu.
“Kimsin sen? Benim sesime benzeyen, benzemeye çalışan ses, kimsin sen?”
Yaşlı hanımın içinden yanıt verdi kalp.
“Benim adım kalp. Peki sen kimsin?”
“Bir dakika, burada ben varken sana mı düşer soru sormak?”
“Ne demek şimdi bu? Seninle ve her şeyle birlikte zamanın içinde birlikte akıp gidiyoruz işte, bu ne kibir böyle?” dedi yaşlı hanım.
Bir köşede kalp ile saatin konuşmaları dinleyen “zaman” hemen cevap verdi saate.
“Ben olmasaydım ne anlamı kalırdı senin tik – taklarının”dedi muzipçe. “Zamanın olmadığı yerde siz saatlerin bir anlamı kalır mı?”
Saat hiç altta kalmadı ve hemen yanıt verdi zamana…
“Nerede, hangi saatte olduğunu ben bildiririm insanlara. Asıl benim olmadığım yerde zamanın bir değeri kalır mı? Asıl benim tik – taklarım seni hatırlatır hep insanlara. Ben olmasaydım eğer çok da bulamazdın öyle değer. Yani ben olmasaydım gerçekten, ne denge kalırdı ne de düzen. Benim sayemdedir senin önemin unutma!”
Kalp sıcacık köşesinde hoş bir rehavet içinde zaman ile saatin konuşmalarına biraz da kırılgan, saate benzeyen sesi ile sıcacık ve samimiyetle seslendi.
“Tekrar merhaba, ben kalp. Senin sesin gibi sayılabilir benim de sesim. Sadece sen gibi dışarıdan duyulmaz benim sesim. Sesim kendi içimde bir nefestir benim. Çok da mağrur olmamalı şu kâinatta. Herkes bulunduğu ortamda kendince bir ses, bir nefestir aslında.
Saat biraz gururla; “Öyle değil bu işler. Ben bir durursam eğer, zaman da durur karışır birbirine bütün işler.”
‘Zaman’ hiç durur mu, hemen atıldı ortaya ve; “Sen durursan eğer, hayat devam eder gider. Sen durduğunda sadece tik – takların durur ama benim yolum devam eder.”
Kalp seslendi sakin köşesinden. “O da bir şey mi? Asıl ben durduğumda ne zaman kalır ne saat ne de hayat. Hiçbirinizin bir değeri yoktur artık. Susmuştur çünkü içimdeki saat.”
Saat birden kendindeki değişikliği fark etti. Değişmişti tik – tak sesi. Aman Tanrım, pilim zayıfladı, bitiyorum sanırım. Sesim soluğum kısıldı, zorlanıyorum. Hey zaman, bir şey yap da durmayayım”dedi.
“Duracak olan ben değilim ki. Ben her hâl ve şartta akıp gitmeye devam edeceğim. Sen olsan da olmasan da ben akar giderim. Pilinin ömrü kadarmış senin havan. Pilin kadar konuş o zaman. Her şey sonlu oysa artık anla. Zamanı değerlendirmeli, etmeli hoş. Yoksa bütün bu işlerin hepsi boş,” dedi Zaman.
“Üzülme saat. Farkına varırlar nasılsa. Biraz saat farkı ile olsa da, yeni bir pil ile yetişirsin yeniden zamana. Bak bana, ben sustum mu bir kere, ne zaman ne saat ne de hayat kalır ortada. Ne bulunduğum zaman dilimi, ne saatin önemi ne de içinde bulunduğum mekânın kalmaz hiçbir önemi. Bitip gitmiştir zaman, yitip gitmiştir insan” dedi kalp.
“Ölüyorum!” dedi saat.
“Hayır!” dedi kalp. “Sadece bir süreliğine duruyor sende zaman. Pilin takıldığında kaldığın yerden devam edecektir zaman.”
Kendi köşesinden yeniden seslendi zaman; “Bırakın her şeyi bana. Zamanı gelen, zamanı dolan her şey dönüşür başka bir şeye. Zamanın içinde ya değerlenir yaşam ya kaybolur gider insan.
Sizler sadece akın benimle birlikte. Değer bulsun her şey sizinle. Çok kederlenme saat, nasılsa birazdan farkına varır insan. Değiştirirler pilin, tıkır tıkır çalışmaya edersin devam. Hiçbir şey için üzülmeye değmez. Sen sadece sana sunulan hayatın hakkını vererek yaşa. Zaman zaman teklese de saat, yorulsa da kalp, bekleme yapmaz, devam eder yaşam. Hep akacak zaman, hep koşacak insan. Saatler, yıllar birbirini kovalar durur da yetişemez hiçbirine insan,” dedi.
Ve kalbin bir köşesinden seslendi her şeyi Yaratan!
“Ey insan, ne senin gücün yeter hayatı durdurmaya ne de saat yetişebilir zamana. Boşa zaman geçirme orada. Zaman su gibi akıp geçer. Boşa hayatlar yaşama orada. Kalp kırma hapis bedeninin içinde. Ne kendi ruhunu ne de başkasının ruhunu gücendir. Saat sana hatırlatsın ki zaman geçiyor. Her şeyin bir görevi var bu dünyada. Gel zaman git zaman birileri yaşamıştı bu kâinatta diyecekler. Belki de hiç bilinmeyecek hatta hatırlanmayacak bile. O kadar işte. Anla artık sende.
Ey insan; sen hiç kimsenin kalp kırığı, kalp acısı olma yeter. Acıtma kimsenin kalbini sakın. Kırdığın kalpte ‘Ben’ varım unutma! Sen asıl bunları düşün. Zaman en iyi ilaç olsa da paramparça edilmiş bir kalpten artık gelmez bir fayda.
Saatler geçecek, zaman ilerleyecek ve senin de bir zamanın var dolacak elbet. İşte o zaman paramparça edilmiş bir kalp için zamanın hiçbir önemi kalmayacak. Sen bununla ilgilen. Bırak saat ilerlesin, asıl sen kalbinin tik – takları ne kadar önemli bunu düşün! Bırak zaman aksın gitsin. Zamanı zamana, kendini ‘Bana’ bırak!” dedi.
Saati gelmişti… Zamanı dolmuştu… Ve kalp susmuştu… Duvardaki saat sustu… Yaşlı hanımın kalbi sustu… Ve zaman artık onun için durmuştu….

