RÖPORTAJ / S.ÇINAR / D.AYDIN
“Medya Söyleşileri” adlı yazı dizimizin bu bölümdeki konuğu Erdek ilçemize katkılarıyla bilinen önemli isimlerden, üç dönem ilçe başkanı olarak görev üstlenen, İyi Parti Güney Marmara Koordinatörü Arif Demir. Gerçekleştireceğimiz iki aşamalı söyleşimizde Arif Demir’in yaşam öyküsünün yanı sıra önemli konuları masaya yatıracağız. Medya Söyleşileri başlıyor…
Deniz Aydın – Ülkenin zorlu süreçlerden geçtiği dönemde kurulan İyi Parti mensubu olmadan önceki yıllara gitmek isterim öncelikle. “Medya Söyleşileri” özelliği gereği, tüm açıklığıyla yaşam öykünüzü okurlarla paylaşmayı hedefleyen bir yazı dizisi. Çocukluğunuzla başlasak sohbetimize. Yaşadığınız yer, siz, aileniz, okul döneminiz, eğitmenleriniz, arkadaşlarınız, neler anlatırsınız?
Arif Demir – Bildiğiniz gibi ben ordu mensupluğundan (Jandarma) emekliyim. Sanıyorum kendimi anlatmam gerektiğinde önce bu özelliğim öne çıkar. Bu sürece değin neler yaşadığımı aktarmam gerekirse; orta halli gelire sahip, yokluğu da, varlığı da yaşamış, kendi yağıyla kavrulan bir çiftçi ailesinde altı kardeşimle beraber Samsun’un Vezirköprü ilçesinin bir köyünde büyüdüm. İlk ve orta öğrenimimi, köyümüzde okul olmadığından Vezirköprü ilçesinde tamamlayarak, yatılı askeri okulu kazanıp liseyi okudum Sonrasında, ön lisansı Ankara Jandarma Astsubay Hazırlama ve Sınıf Okulu’nda askeri öğrenci olarak bitirdim. Ardından 1983 yılında askeri görevime ve hayata
başladığımı bir kardeşiniz olduğumu söyleyebilirim. Cennet vatanımın on ayrı ilinde farklı görevlerde üstlenerek yirmi dört yıl komutanlık yaptım. 2006 yılında da emekli oldum. Gerek mesleğimi icra ederken, gerekse emekliliğimde halkla ilişkiler, işletme fakültesi ve iktisat
fakültesi /uluslararası ilişkiler bölümü olmak üzere üç ayrı üniversiteyi bitirdiğimi eklemeliyim.
Sermed Çınar – Ailemiz kadar, okul yıllarımızda uzun süre birlikte olduğumuzdan hayatımızın şekillenmesinde eğitimcilerimizin rolü, önemli etkileri olmuştur. Sizin okul çağlarınız nasıl geçti. O yıllarda geleceğinize ilişkin düşünceleriniz, hedefleriniz nelerdir?
Arif Demir – Okul yıllarım ülkenin içinde bulunduğu çalkantılı döneme denk gelir, maalesef “12 Eylül öncesi süreci” sağcı, solcu, çatışmalarının yaşandığı bir dönem. Ben her türlü olumsuz şarta rağmen okumayı aklıma koymuştum. O dönemde tarafsız dahi olsanız arada kalıp, yaralanıp, öldürülme tehlikesine rağmen ben yılmadım. Ancak ilçemizin sağ, sol çatışmalarında hareketli bir yer olması sebebiyle rahmetli babam ve dedemin telkinleriyle askeri okula girmeye karar verdim. Sınavlarını kazanarak, askeri öğrencilik hayatıma başladım. Liseden sonra askeri okulda okumayı, asker olmayı aslında çocukken de istemiştim. Sağ, sol çatışmalarının yoğunlaşması on üç yaşımda askerlik mesleğini tercih etmemi hızlandırdı…
Deniz Aydın – On yıl kadar önce televizyon programıma genç bir lise öğrencisi konuk olmuştu. Hali, tavrı, anlattıkları, yolu yok, belliydi ülkemiz adına gelecekte siyasetle ilgilenecek ve görevler üstlenecekti. Yanılmadım. Hali hazırda sıkı biçimde çalışmalar yapmakta partinizde. Size sorsam, bu yolculuğa nasıl başladınız. Nasıl karar verdiniz. Nelerin etkisi oldu bu kararı vermenizde?
Arif Demir – Bana sorarsanız benim bu günüm de çocukluk yıllarımdan belliydi. O dönem, 12 Eylül öncesi dönem yani, ülkenin içinde bulunduğu kaos ve çatışmalar nedeniyle bize seçim yapma şansını tanımıyordu. Ya sağcı ya da solcu olacaktınız. Ailemin Demokrat Parti geleneğinden gelmiş olması dolayısıyla ben de sağ cenahta yer alarak, “Ülkü Ocakları” gibi çekirdekten yetiştiğimiz birimlerde bulundum. Milliyetçi düsturu kendime rehber edindim ancak sonrasında devlet memuru olmam, bu idealimi ertelememe sebep oldu. Bildiğiniz gibi eskiden devlet memurlarının siyasi düşüncesi olmazdı. Biz de bu terbiyeyle yetiştiğimizden, görüşleri ne olursa olsun halkımıza ayrım yapmadan hizmet etmek geleneğini icra ettik. Şimdi durum maalesef böyle yaşanmıyor. Doğru olan aslında geçmişteki uygulamalardı. Yani, devlet memurunun partisi ve siyasi yanının olamayacağı durumu. Yıllar sonra emekli olunca, eşimin memleketine, çok sevdiğim Erdek’e yerleşmemle birlikte, içimdeki vatan sevgisinin, askeri görevden, siyasi biçime dönüşmesiyle beraber siyaset hayatım da başlamış oldu…
Sermed Çınar – Tüm kararlar alındı ve artık siyasete atılacaksınız. Yol arkadaşlığı kuracağınız kişiler, ilkeler, partiniz. Ülkenin içinde bulunduğu dönem de oldukça önemli. Bu öyle bir adım ki, başlangıç noktanız belki de hayatınızı şekillendirecek idealleriniz açısından. Nasıl karar verdiniz, hangi adımları attınız?
Arif Demir – Benim ideallerim, kararlarım ve adımlarım zaten belliydi. Farklı bir düşünce içinde olmam mümkün değil, yani ben sistemdeki açıklara göre hareket edip “Buradan bana ekmek çıkar” gibi bir düşüncenin içinde hiç olmadım. Doğduğumdan beri vatanını, milletini ayrım yapmaksızın seven ve bu uğurda canını bile verebilecek bir zihniyetin temsilcisiydim. Yıllarca mesleğim gereği terörle mücadele etmiş, ölüm korkusunu düşünmemiş bir insanım. Görev değişikliği yapmış olsam dahi, yine vatanıma elimden geldiğince hizmet etme çabası içindeyim. Doğru bildiğim yoldan da siyasete girmiş bulunuyorum.
Deniz Aydın – Bizler siyasi kimliklerle söyleşiler yaparken, okurlarımızın da, konuk olan kişilerin yol seçimlerini ciddi olarak anlamasını isteriz. Onların yaşama bakışlarındaki tüm vizyonu ortaya çıkarmaktır çabamız. Örnek vermek isterim. Siz, birkaç yıl önce gerçekleştirdiğiniz bir toplantıda, yeniden ilçe başkanı seçilmiştiniz, yönetiminizi aktarmanızın sonrasında, konuşmanız sırasında “Boş geçirecek bir dakika vaktimiz yok. Başarılı olmalı, ülkenin fabrika ayarlarına dönmesini sağlamalıyız.” diyordunuz. Ayrıca toplantınızda, yönetiminize hitapla, tam bağımsız bir ülke bırakmak için gençlere, sizin ve arkadaşlarınızın üstlendiği misyonu aktarıyordunuz. Böylesine bir odaklanmanın gerisinde neler yatmaktadır? Siyasetteki duruşunuzu, bireysel ve kurumsal çabanızı okurlarımızla paylaşır mısınız?
Arif Demir – Beni güzel takip etmişsiniz öncelikle bunun için teşekkür ederim. Sonrasındaysa; “Boş geçirecek bir dakika vaktimiz yok” derken aslında aciliyeti vurguluyorum. Çünkü, bu ülkenin kaybedecek zamanı yok. Ekonomiden, adalete, eğitimden, kadın haklarına kadar birçok alanda ciddi bir aşınma yaşandığını görüyoruz. “Fabrika ayarlarına dönmek” ifadesi benim için hukukun üstünlüğünün, liyakatin ve eşit yurttaşlık ilkesinin yeniden inşa edilmesi demektir. Bu odaklanma temelinde, kişisel yaşanmışlıklarım ve sahada gördüğüm gerçekler var. İnsanların umutsuzluğa sürüklendiği bir tabloda sorumluluk almamak bence seçenek değildir. Benim siyasi duruşum popülizmden uzak, ilkelere bağlı ve çözüm odaklıdır. Bireysel olarak sahada insanlarla iletişim halindeyim. Kurumsal olaraksa ortak aklı ve güçlü kadroları önceleyen bir anlayışla çalışıyorum. Bu mücadele tek başına değil birlikte verilir. Ülkemiz bunu hak ediyor.
Sermed Çınar – Biliyorsunuz hekimler gibi, bizler de görevimizi yaparken mekanik bir düşünce oluşturmaya çalışır, gerçeği tüm çıplaklığıyla ortaya çıkarmaya özen gösteririz. Ancak bazen öyle olayların içinde buluruz ki kendimizi, tarafsız kalmanın anlamsızlığı çıkar ortaya ve kalemimiz keskinleşir, iyiyi, doğruyu, güzeli oluşturma adına başlarız yazmaya, bedeli ne olursa olsun. Ülkemizin içinden geçtiği dönem bugün öylesine karmaşık bir süreci bünyesinde barındırıyor ki, içerde ve dışarıda yaşanan gelişmelerin hızına yetişmek bizler için de gerçekten zor. Süreci sorsam size. Ülkemizi, belli başlıklarla ele alsanız, neler anlatırsınız?
Arif Demir – Türkiye’yi ana başlıklarla ele alacak olursam, önce somut bir çerçeve çizerim.
a) Ekonomi ve Geçim Gerçeği: Bugün en görünür başlık bu, enflasyon, alım gücünün düşmesi, gençlerin gelecek kaygısı. İnsanlar artık ayakta kalmak ve yaşamak için “idare etmek” zorunda kalıyor. Yani orta tabaka ve alt tabaka zor şartlarda yaşıyor. Ekonomik adaletsizlik derinleşmekte.
b) Adalet ve Hukuk: Adalet duygusu zedelenmiştir. Toplumun en temel beklentisi, bağımsız tarafsız ve hızlı işleyen bir hukuk sistemidir. Güven yeniden tesis edilmelidir.
c) Eğitim ve Gençlik: Gençlerimiz belirsizlik içinde, geleceğini aramaktadır. Fırsat eşitliği sağlanmalı, beyin göçü durdurulmalı ve gençlere umut verilmelidir.
d) Kadınlar: Kadına yönelik şiddet ve eşitsizlik son bulmalıdır. Kadınların güven içinde yaşadığı, eşit haklara sahip olduğu bir düzen kurulmalıdır.
e) Üretim ve Emek: Bugün çiftçi, işçi, esnaf üretmekte zorlanmaktadır. Üretim desteklenmeli, emeğin karşılığı adil bir şekilde verilmelidir.
f) Siyaset ve Toplum: Toplumun sesi duyulmalı, siyasetin dili kutuplaştırıcı olmamalıdır. Siyaset çözüm üretmek için vardır.
Sonuç: Bu ülke ve vatandaşları daha iyisini hak etmektedir. Adaletin, refahın ve eşitliğin sağlandığı bir TÜRKİYE mümkündür.
Deniz Aydın – Biliyor ve anlıyorum da, bazen okurlar, sizlerden bölgenize ilişkin sözler duymak ister. Hak veriyorum da, diğer yandan günümüz dünyasında artık atılan her adım geneli yakından ilgilendiriyor. Üstelik partilerin karar alırken ilçe, bölge, şehir bir yanda dursun ülkenin pozisyonu bile önem arz ediyor. Sormalıyım şimdi size. Kaçınılmaz bu soru, önünde sonunda soruluyor. Muhalefet hangi pozisyondadır? Bunu sorarken gerçekten deneyimli siyasetçi olarak tespitler yapmanız adına yöneltiyorum. Güç birliğinin her alanda gerekli olduğunun altı çizilirken, siz birlik duygusu ile ilgili neler aktarırsınız?
Arif Demir – Muhalefet bu gün yalnızca bir siyasi pozisyon değil, toplumun değişim talebinin temsilidir. Bu nedenle sorumluluğu hayli büyüktür. Ve bu sorumluluk parçalı değil, ortak akılla taşınmalıdır. Güç birliği artık bir tercih değil zorunluluktur. Ekonomiden adalete, eğitimden toplumsal barışa kadar her alanda yaşanan sorunlar ancak ortak bir duruş, ortak bir dil ve ortak hedefle aşılabilir. Birlik duygusu farklılıkları yok saymak değil, farklılıkları ortak amaç etrafında toplayabilmektir. Bugün ihtiyaç duyulan şey, ayrışmak değil, çoğulculuk içinde birleşebilmektir.
Toplumun beklentisi nettir; kendi içinde uzlaşabilen, birlikte hareket edebilen, ülkenin sorunlarına
çözüm üreten bir muhalefet. Çünkü güçlü bir gelecek, ancak güçlü bir birliktelikle, güçlü bir yapıcı
muhalefetle mümkündür.
Sermed Çınar – Kısa ve net bir soru. Partinizin medya ile olan ilişkilerini nasıl yorumlarsınız? Sonra mümkünse medyanın sizlerle olan ilişkilerini. Muhalif meslektaşların yaşadıkları bir yanda, paylaşmak istediklerinizin geniş kitlelere duyurulabilmesi adına verilen büyük çaba diğer yanda?
Arif Demir – Partimizin medya ile ilişkileri, demokratik toplumda olması gerektiği gibi, şeffaflık ve erişilebilirlik ve doğru bilgilendirme üzerine kuruludur. Mevcut medya düzeninde her görüşün eşit şekilde yer bulabildiğini söylemekse ne yazık ki mümkün değildir. İyi Parti olarak sesimizi milletimize ulaştırmak için yalnızca geleneksel medya kanallarına değil, dijital platformlara, sahaya ve bire bir temaslara da önem veriyoruz. Çünkü biliyoruz ki gerçek iletişim, doğrudan halkla kurulan bağdır. Ulusal medya sesimizi duymadığı için, biz de paylaşmak istediklerimizi geniş kitlelere duyurabilmek adına ciddi çaba içindeyiz. Bu çaba yalnızca görünür olmak değil, doğruyu anlatmak, toplumun gerçek sorunlarını gündemde tutmak sorumluluğudur. Medyanın özgür, çoğulcu ve tarafsız olması demokrasinin temel taşlarından biridir. Allah’tan yerel basın, yani sizler tarafsız yayın yapıyorsunuz ve sesimizi bölgemizde duyurabiliyoruz. Bunun için sizlere teşekkür ederim.
Deniz Aydın – Siz uzun dönem ilçe başkanlığı yaptınız. Şimdi çok daha etkin bir görevdesiniz. Güney Marmara Koordinatörü olarak ülkeye hizmetiniz devam ediyor. Üstlendiğiniz görevinizden söz etseniz, neleri yapmak durumundasınız ve neler yapmaktasınız. Okuyucularımızın bunları bilmesi önemli.
Arif Demir – Üç dönem ilçe başkanlığı görevimden sonra partimin isteğiyle önce il yönetimine, oradan Güney Marmara Koordinatörlüğü görevine getirildim. Bana göre etkin görev yoktur, sadece görev değişimi vardır. Her kademe kendine göre etkinlik ve önem taşır. Nihai amaç; partimizin ilkeleri doğrultusunda ülkemize, milletimize hizmet etmektir. Bulunduğum Güney Marmara Koordinatörlüğü görevim şunları kapsar: Balıkesir şehri yüz ölçümü olarak geniş, Ege ve Marmara denizlerine sınır oluşturan coğrafi bir yapıya sahiptir. Bu nedenle “Merkez ve Dağ Bölgesi” “Körfez Bölgesi” ve “Güney Marmara Bölgesi” olarak üç koordinatörlük oluşturulmuştur. Geniş bölgemizde yönetim zorluğu yaşanmaması adına, gerek il başkanının iş yükünün azaltılması, bölgemizle ilgili danışmanlık yapmak, gerek ilçelerimizin başkanlıklarına yardımcı olmak, gerekse birlik, beraberlik içinde, güç birliğiyle görevleri sürdürmek ve vatandaşlarımıza daha kolay ve daha
hızlı ulaşabilmek amacıyla bu koordinatörlükler oluşturulmuştur.
Sermed Çınar – Vatandaş adına, sizleri değerlendirmek nereden başlıyor biliyorsunuz. Evinin kapısından varsayın çıktı dışarı. Karşılaştığı ilk sorun, sizin sınavınız oluyor. Bu öyle bir sınav ki, biraz bizlerin yaşadığına benziyor. Her gün medya karnesi alırken, bizler günlük değişiklikleri yaparak iyi yolu bulma şansına sahibiz. Sizinki gerçekten çok zor. Çünkü sorunlar bir biçimde çözülse de, günü geldiğinde iyi adımları hatırlamaktan çok, eksik kalan sorunlar hatırlanıyor. “İyi bir gelecek” için neler yapmalı, neler yapıyorsunuz. Halkın nabzını tutmak adına hangi adımları atıyorsunuz?
Arif Demir – İyi bir gelecek; planlamayla, liyakatle, milletin gerçek ihtiyaçlarını okuyabilmekle inşa edilir. Bizler günü kurtaran değil, yarını kuran bir anlayışla hareket ediyoruz. İYİ Parti olarak önceliğimiz ekonomik refahı artırmak, adalet duygusunu güçlendirmek ve gençlerimize umut veren bir sistem kurmaktır. Üreten, paylaşan ve hakkaniyetli bir Türkiye için somut politikalar geliştiriyoruz. Halkın nabzını tutmak adına sahadayız. Esnafla, çiftçiyle, gençlerle ve kadınlarla doğrudan iletişim kuruyor, onların sorunlarını ilk ağızdan dinliyoruz. Çünkü çözüm masa başında değil, halkın içinde şekillenir. Bizler için siyaset milleti duymak, anlamak, birlikte yol yürümektir. İyi bir gelecek, ancak milletimizle birlikte kurulabilir.
Deniz Aydın – Arif Demir. İyi Parti Güney Marmara Koordinatörü. “Medya Söyleşileri” adıyla yaptığımız mülakat yaşam öykünüzle sınırlı kalmayarak siyasi pozisyonunuzu da ortaya çıkarmak hedefiyle de tarafımızdan gerçekleştiriliyor. Geceden sabaha uyandığımız her yeni günde benzer haberlerle açılıyor günümüz. Ardından gelen süreçler. Siz, partiniz, nasıl okuyorsunuz bu günleri?
Arif Demir – Günümüzü yalnızca krizler dönemi olarak değil, bir eşik olarak da okuyoruz. Ekonomiden adalete, eğitimden toplumsal huzura kadar birçok alanda biriken sorunlar, artık engellenemez bir noktaya ulaşmıştır. İYİ Parti olarak bu süreci, yönetim anlayışının sorgulandığı, liyakatin ve ortak aklın ne kadar hayati olduğunun ortaya çıktığı dönem olarak değerlendiriyoruz. Yaşananlar açıkça gösteriyor güçlü kurumlarda şeffaf yönetim ve hesap verebilirlik vazgeçilmezdir. Siyasi pozisyonumuz nettir. Milletimizin gerçek gündemini esas alan, kutuplaşmadan uzak, çözüm odaklı siyaset anlayışı içinde, ATATÜRK ilkelerinden asla sapmadan, hukukun üstünlüğü ilkesiyle bütünleşmiş, parlamenter sisteme geri dönülmüş, üreten, adil paylaşan ve herkes için güvenli bir Türkiye hedefiyle hareket ediyoruz. Bu günleri doğru okuyarak yarını inşa etme sorumluluğunu taşıyoruz.
Sermed Çınar – Erdek Doğuş Gazetesi, “Medya Söyleşileri” adlı köşemizin sayfası şimdi sizin. Ekranda kamera karşısındaki örneklerde gibi. İlk ağızdan seslenseniz ülke insanımıza. Kuşkusuz Balıkesir şehrimizin insanına da. Bizlerin sormayı ihmal ettiği, ya da sizin aktarmak istediğiniz özel mesajınız olabilir. Biz okurlarımızla sizi buluşturmayı hedeflemiştik. Sizi yakından tanımalarını, görüşlerinizi net olarak anlatmanızı. Katkılarınız için teşekkürler ediyoruz. Söz artık sizin…
Arif Demir – Aziz milletim, kıymetli Balıkesirli hemşehrilerim. Bugün sizlere sadece bir siyasetçi olarak değil, bir vatan evladı olarak sesleniyorum. Çünkü biliyorum ki, aynı kaygıları taşıyor, aynı umutları büyütüyoruz. Geçim derdiyle mücadele eden esnafımızı, emeklimizi, emeğinin karşılığını almakta zorlanan çiftçimizi, geleceğe umutla bakmak isteyen gençlerimizi görüyorum. Kimsenin kendini yalnız hissetmediği bir Türkiye mümkündür. Balıkesir; üretimin, alın terinin ve vatan sevgisinin güçlü olduğu bir şehirdir. Bu şehrin insanı çalışkandır. Sabırlıdır. Ama artık karşılığını almak istemektedir. Bizde bu sesi duyuyor, bu beklentiyi sahipleniyoruz.
Bildiğiniz gibi asker kökenli bir kardeşiniz olarak mesleğim dolayısıyla ömrümüm yarısını terörle mücadele ederek geçirmiş biriyim. Bana göre terörle mücadele siyasi bir tercih değil, devletin ve milletin varlık meselesidir. Bu çerçevede “Terörsüz Türkiye” olarak ifade edilen ve terör örgütüyle ilişkilendirilen herhangi bir af, ya da meşrulaştırma girişimi kabul edilemez. Ben de terörsüz bir Türkiye istiyorum ancak, “Terörle ve teröristle müzakere edilmez, mücadele edilir.’’ Ben ve İyi Parti olarak duruşumuz nettir. Terörle mücadelede taviz verilmez. Şehitlerimizin aziz hatırası, gazilerimizin fedakârlığı ve milletin güvenliği her türlü hesabın üzerindedir. Hukukun üstünlüğü elbette esastır ancak terörle arasına mesafe koymamış yapılar için bir zemin oluşturmak anlamına gelmez. Adalet, mağduru korurken, suçu da görmezden gelemez. Bu milletin huzuru ve bütünlüğü hiçbir pazarlığın konusu olamaz. Milletimizin de bizim gibi düşündüğünü, yaptığımız saha
çalışmalarından yakinen biliyorum. Söz veriyoruz, adaletin, liyakatin ve refahın hâkim olduğu düzen için var gücümüzle çalışacağız. Çünkü biz inanıyoruz. Ülkemiz de Balıkesir’imiz de, daha iyisini hak ediyor. Saygılarımla.

