Cuma, Mart 6, 2026
Köşe YazısıManşet

Haberi Paylaşmak İçin

BİR URLA MACERASI

Merhaba arkadaşlar, Bu hafta sizlerle İzmir gezimizi paylaşacağım. Ailemle birlikte yeni yılda Urla’da olmak istedik. Bu maceramda neler yaşadığımı merak ediyorsanız zaman tüneli açılsın ve haydi gezimiz başlasın…

Kaptanın Seyir Defteri. Tarih, Aralık 2016 – Ocak 2017/ İzmir Urla

Yeni yılımızı kutlamak için İzmir Urla’ya gitme kararı almıştık. 2016 yılının son iki gününü Urla’da geçirecek, yeni yılı karşılayacak, duruma göre başka yerlere gidecektik. Her zamanki gibi küçük yolculuk valizlerimizi hazırladık, ardından yola çıktık. Gündüz yolculuğuyla İzmir merkeze, oradan Urla’daki kalacağımız yere ulaştık. Bir iki saat dinlenmenin ardından, çok kısa yokuş aşağı yürüyerek Urla sahilde çevreyi gezmeye başladık. Biraz alışveriş yapıp, yeni yılı geçireceğimiz Taş Bar’a uğrayarak soluklandık. Kapıda bizleri güler yüzüyle karşılayan hanımefendi, taze demli sıcacık çaylarından ikram edince içimiz ısındı. Urla konuştuğumuzdan daha soğuk ve rüzgârlıydı. Akşam çok geç olmadan yeni yıl hazırlıklarını da yapmak için kaldığımız yere döndük.

Biraz üşütmüşüm, ertesi günü dinlenerek geçirdim. Sıkı sıkı giyinerek, atkı, şapka takarak, anne babamın ellerinden tutarak hızlı adımlarla Taş Bar’a gittik. Bu kez bizi daha neşeli karşıladılar. Dün tanıştığımız hanımefendi bize kahve ikram etti. Daha iyiydim. Ortam çok güzeldi. Her taraf yeni yıl süsleriyle kaplanmıştı. Güzel bir yılbaşı ağacı hazırlanmıştı. Fotoğraf için makinem yanımdaydı ve fırsat buldukça resim çektim o dakikadan sonra…

Bize ayrılan masadan dans pisti rahat görünüyordu. Çevreme baktığımda çocuklarıyla gelen aileler, genç çiftler, yaşı büyük olanlar, kısaca her yaşta misafir gelmişti Taş Bar’a.

Masamıza servis başladığında, Ege lezzeti zeytinyağlı dolma, taze fasulyeyi görünce aklıma babaannem geldi. Işıklarda uyusun. Kendi elleriyle yaptığı lezzetli yemekleri afiyetle yiyordum hep. Ne güzeldi…

Saatler ilerlediğinde, orkestra eşliğinde canlı müzik dinleyerek eğlenmeye başladık. Şarkılar söylemek, güzel yemekler yemek, resimler çekmek güzel.

Orkestra bir ara oyun havası çalmaya başlayınca kendimi piste attım. Bana dönerek eşlik eden bir çiftle tanıştık. Hakan ağabey ve Çiğdem abla. Sanırım beni sevdiler. İlerleyen saatlerde uzun süre aynı masada oturduk beşimiz…

Ondan geriye sayarak saat on ikide yeni yıl karşıladık. Birbirimize hediyeler verdik. Gece ikramlarıyla, güzel sohbetlerle, söylediğimiz şarkıların ardından sabah saatlerinde Taş Bar’dan ayrıldık. Çok mutluydum…

Yeni yıl sonrası ilk kez erkenden uyandım. Dün tanıştığımız Hakan ağabey, Çiğdem abla ve sevimli köpekleri Buki ile birlikte bize geldiler. Sözleşmiştik, yemek firması hizmeti verdikleri askeri garnizona gidecektik. Kısa yolculuk ardından büyük bir askeri alana girdik. Herkes bize çok sıcak davranıyordu. Bahçede Buki ile oynadım. Biliyorsunuz ben tüm hayvanları çok seviyorum. Garnizon bahçesinde askerle tanıştım. Beraber okulda öğrendiğim marşları söyledik. Salonda yine birlikte yemek yedik. Bana sürpriz yaptılar ve şapka, mont hediye ettiler. Nasıl sevindim anlatamam. Onlar gibi asker olmuştum. Hakan ağabey ve Çiğdem abladan ayrılırken onları İstanbul’a davet ettik…

Babamın doğum günü 1 Ocak’tı. Pastamızı kestik. Birbirimize hediye verdik. Biz öyle yapıyoruz. Her özel günde birbirimize armağanlar alıyoruz. Anneler günü, babalar günü, doğum günü olsa da hediye vermeyi seviyoruz. 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü. Biz yine böyle yapacağız. Siz de böyle yapın…

Ertesi gün gideceğimiz yer nedeniyle çok heyecanlıydım. Çünkü İzmir’deki Atatürk Müzesi’ni ziyaret edecektik. Askerimizin kısa süre karargâh olarak kullandığı, Ulu Önder Atatürk’ün de İzmir ziyaretlerinde kaldığı, yıllardır binlerce kişinin bizler gibi ziyaret ettiği müzeyi görmenizi tavsiye ediyorum. Müzenin adı farklı adlarla zaman zaman değişse de içerideki Mustafa Kemal Atatürk’ün eşyalarını, yaptığı toplantıların mumya canlandırma sahnelerini mutlaka izlemelisiniz. Büyük emek verilmiş…

Müze ziyaretimizin ardından eski sinema filmlerinde rastladığımız Kordon’da yürüdük. Tabi ki tahin kullanılarak kara fırın odun ateşinde pişirilen boyozla, fırınlanmış yumurta yedik. Babam, Sefarad Yahudileri tarafından uzun yıllar önce buraya yerleştiklerinde yaptıkları mayasız bir yiyecek olduğunu anlattı.

Aile olarak Seferihisar ziyareti de yaptık, köylerini de gördük. Onları da başka zaman anlatırım. Bu bölüm paylaşacaklarımın sonuna geldik. Sevdiklerinizle olunca her macera güzel biliyorum. Tavsiyem bol bol birlikte zaman geçirin. Sizleri çok seviyorum. Hoşça kalın… Yer Fıstığı


Haberi Paylaşmak İçin

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir