Pazartesi, Şubat 23, 2026
Köşe YazısıManşet

Haberi Paylaşmak İçin

ARKADAŞIM AYBARS

Merhaba arkadaşlar, Bu hafta sizlerle Çanakkale gezimizi paylaşacağım. Çok sevdiğim çocukluk arkadaşım Aybars, annesi Serpil abla, babası Levent ağabey ve anne babamla çıktığımız yolculuğu anlatacağım. Haydi başlayalım…

Kaptanın Seyir Defteri. Tarih, Nisan 1998 – Mayıs 2003 Çanakkale

Sizlere söylemeliyim. Çanakkale yolculuğuna iki kez çıktım. Sevgili arkadaşım Aybars ve ailelerimizle gittiğimizde çok küçüktüm. Bizim gibi özel çocukların eğitim aldığı meslek okulumuzun gezisinde öğretmenlerimle gittiğimde yaşım daha büyüktü. İkisinden hatırladıklarımı yazıyorum, umarım beğenirsiniz.

Geziye çıkmadan bir gün önce her zamanki gibi yine oldukça heyecanlıydım. Sırt çantama kazak, tişört, fotoğraf makinası, sevdiğim bisküviyi ve boyama kitabımı yerleştirdim. Anne babam da kendi çantalarını hazırladılar. Akşam bir türlü uyuyamadım. İlk kez göreceğim bir yerlere gideceğimizde ben çok duygulanıyorum. Canım arkadaşım Aybars da heyecanlanmış olabilir.

Levent ağabeyin kullandığı arabayla yola çıktık. Babam önde oturdu. Ben, annem, Aybars ve Serpil abla arkada. Yol boyunca şarkılar söyledik, sohbet ettik. Güzel yerlerde durup yemekler yedik, içecekler içtik. Aslında Ayvalık ilçesine de gittik ama sizlerle Çanakkale şehrindeki maceramı paylaşıyorum.

Nisan ayında hava güzeldi, ama biraz soğuktu. Sevdiklerimizle birlikte olunca belki anlayamıyoruz, sıkı giyinmek ve soğuktan korunmak önemli. Ben dikkat ediyorum. Siz de öyle yapın. Neyse…

Yaşımın küçük olması nedeniyle, fotoğraflara bakıp hatırlamaya çalışsam bile aklıma gelenler az. Sevdiklerim yanımda olunca anlatılanları unutuyorum. Aybars, Serpil abla ve Levent abiyi yıllardır görmedim umarım iyilerdir. Çok özledim. Onlar da beni özlemişlerdir. Birbirimizi çok seviyorduk hatırlıyorum.

Şimdi yaşadıklarıma gelelim. Gördüğümde biraz korktuğum kocaman bir at vardı. Şimdi o atın tahtadan yapıldığını biliyorum. Yüksek merdivenlerinden çıkmak zordu. Adı Truva atıymış. Hikâyesini annem anlattı, ama altı yaşında nasıl aklımda kalsın. Okulla gittiğimizde on bir yaşındaydım. Yine de çok fazla hatırlamıyorum. Benim aklımdaki, Aybars’la el ele merdivenden tırmanarak atın içine girip fotoğraf çektirmemiz. İçini gezdikten sonra büyük bahçesinde yemek yememiz, koşup, oynamamız. İnternetten mutlaka bakın, hikâyesini öğrenin, çok önemli. Büyüklerinize sorun, anlatsınlar.

Çanakkale şehitliğine gittiğimizde anıtlar ve yan yana sıralanmış mezarları görmüştüm. 57. Alay Şehitliği. Büyüyünce, ülkemiz için savaşan askerlerimiz olduğunu öğrendim. Gurur duydum. Başka ülkelerin askerleri vardı. Atatürk onlara yer vermiş. Şehitlerimize dua ettim. Yabancı asker mezarlığında asker selamı verdim. Anne babanıza sorun Çanakkale’de yaşananları anlatsınlar ve mutlaka sizi ziyarete götürsünler. Gelibolu ilçesi Anzak Koyu’ndaki askerlerin anıtında yazanların ne anlama geldiğini öğrenin. Her yıl Nisan ayında burada toplanılıyor, anma törenleri yapılıyor. Biliyorsunuz savaş çok kötü arkadaşlar. Ben hep barış olsun istiyorum. Sizin de böyle istediğinden eminim.

Çanakkale ziyaretimizde hem duygulandık, hem gurur duyduk. Başka yerlere de uğradık ama benim hatırlayabildiklerim bu kadar. Size bir önerim var. Her gün kitap okuduğumdan söz etmiştim. Bu kitaplar arasında Türkiye’yi Geziyorum. Levent serisi de var. Kitaplardan birinin adı Levent Çanakkale’de. Tavsiye ederim okuyun. Orada tüm şehir anlatılıyor. Ben okuduğumda çok sevmiştim. Birkaç kez okudum.

Bir dileğim var. Arkadaşım Aybars, Serpil abla ve Levent ağabey bu bölümü görüp okusun…

Sevgili arkadaşlarım bu haftalık benden bu kadar. Sizleri çok seviyorum. Hoşça kalın… Yer Fıstığı


Haberi Paylaşmak İçin

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir