HAYAT BİLGİSİ
Deniz Aydın – Sanırım bir ay kadar olmuştur ilk yazımızdan bu yana Sermed Çınar ile birlikte bu köşede yazmaya başlayalı. Yeni yılın iyi dileklerini vermekle birlikte, ortak bir anımızı paylaşmıştık sizlerle. Sonrasında çeşitli konularda, karşılıklı görüşlerimizi anlattık. Bizlerin zaman ve mekân yazıları devam ederken hedeflerimiz arasında yer alan yeni yazı dizimize başlayacağız yakında. Medya Söyleşileri. Bu köşede yakından tanıdığımız isimlerin yaşam öykülerini ve onlarla gerçekleştirdiğimiz röportajları bulacaksınız. İlk ağızdan sizlere aktarmak istediklerini okuyacaksınız. Erdek ilçemizin yöneticileri, başkanları ve hepimizin ilgi duyduğu ortak alanlarda faaliyet gösteren kimliklerin hayata bakış açılarını da sunacağız sizlere. Kısacası, yeni yılda Erdek Doğuş Gazetesi sayesinde, medyada takip ettiğiniz önemli konuların değerli temsilcilerini sizlerle buluşturacağız. Siyasetten, sağlığa, sanattan eğitime, sosyoloji, psikoloji ve tarihten edebiyata kadar geniş yelpazeyi barındıran “Hayat Bilgisi” adıyla tanımlanabilecek her içeriğe değinmeye çalışacağız. Bunları yaparken de her zaman olduğu gibi siz okurların görüşlerini öncelikli olarak dikkate alacağız. Gelelim haftamızın konusuna. Bu yaşımıza değin emeğin ve emekçinin yanında bulunduğumuzu anlatıp anlatıp sonradan da değinmesek olmazdı…
“Zaman ve Mekân” kavramını inanın yok yere başlık seçmedik. Siz de hak verirsiniz, gelen kadar giden iktidarların kazandırdıkları şöyle yerinde dursun, emek verenlerin arpa boyu feraha erişmesi olamadı güzelim ülkemizde. Hani “ Günyüzü göremedik” derler ya, o hesap. Küçük işletmelerden, fabrikalara, şubeleşmiş, tekelleşmiş işletmelerden, kalmayan bakkal ve manava kadar her dönemde çalışanların şikâyetlerini dinleyerek geldik bu güne. Bizim aile hekimdi, onlar da aynı sorunlarla uğraşırdı. Velhasıl memlekette emeğin yemek olduğu günü görmek her devirde zordu. “Üç kuruşa kanaat” edenlere bayılırdı işverenler. Yürüye yürüye aşındıramadığımız(!) yollarda direnmeye devamla birlikte konuşmaktan kaçınmak asla. Çok zaman geçmiş, lokavtların ve günlerin getirdiklerine karşı verdiğimiz mücadelenin üzerinden. Yerini bedenimizle birlikte kalemimizin de almasıyla dozunu artırmaktan geri de kalmamışız ama. Zaman ve Mekan. Zaman 2026, Mekân/adını vermeyelim/ Erdek ilçemiz diyelim. Bu zamanda bile böyle bir ilçede, geçmişi aratmıyor emeğin kıymetinin bilinmeme durumu. Hepiniz farkındasınız yaşananların, eminim görüyorsunuzdur da. Şu her gün hani, alışverişe uğradığımız marketlerdeki çalışanların durumlarını. “Hayat Bilgisi” paylaşmak isteyince sizlerle, böyle olacağını düşünmediniz belki başlığımıza baktığınızda. Önceki gün içlerinden bir kişi yanaştı yanıma, dayanacak hali kalmadığını anlattı koşullara. Ben de ilk refleks kameraların ses kaydı alıp almadığını sordum. Sonra kendimden utandım. Emekçi Kadınlar Günü’ne az zaman kala çoğu kadın emekçimizin yaşadıklarına bak. Ellerini bana gösterirken, yorgunluğunu taşıyamayan bedenini bir hışım öne doğru eğerek yerdeki geniş koliyi kaldırıp reyonun en üstüne istiflemeye çalıştı. “Siz medya isterseniz yazarsınız” dedi, dönüp arkasını gitti. Öyle sustum kaldım arkasından bakarken. Bu konuya el atmak gerek öyle değil mi? Onlar bizim içimizden. Ama öncelikle “Medya Söyleşileri” yazı dizimize ilişkin neler düşündüğünü aktarırsan memnun olurum.
Sermed Çınar – Sevgili Deniz sen, reklamımızı oldukça iyi yapmışsın. Söyleşilerimizin dışında, Medya Söyleşilerinin yakın zamanda start alacağını belirtmişsin; bakalım ağımıza kimler düşecek…
“Zaman ve Mekan” kavramı çok geniş bir yelpazeyi barındırıyor içinde. Falanca, falanca yerde şöyle böyle bir durum yaşanmış, E! tamam da ne zaman! fi tarihinde mi; zaman çok önemli geçmişte yaşanan olayların günümüzde suçlanarak eleştirilmesi veya tam tersi övgü ile bahsedilmesi çok yanlış. Tüm bunların ait oldukları döneme, seneye, yani o günün şartlarına göre değerlendirilmesi esastır. Evlerimizde tel dolapları da görüp buzdolaplarına geçişte, kapağını açıp vay be! diye seyretmiş bir nesiliz. Laf dolaptan açılmışken, kasap buzdolapları büyüklüğünde ilk bilgisayarları görüp, kol saatlerimize kadar indirgendiğini de gördük. Muhteşem bir geçiş dönemi yaşadı bizim jenerasyon. Zaman ve Mekan rumuzunun anlamının, sıradan seçilerek başlık olmadığını, ne, ne zaman ve nerede kavramının, ortamın, ülkenin şartlarının nasıl olduğu bir zamanda gerçekleştiğini bilerek, o günün şartlarında yorumlanmasının doğru olacağını ifade etmek istedim.
8 Mart Emekçi Kadınlar Günü’nün kapıda olduğunu bizlere hatırlatarak mukaddes bir görev üstlendiğini görüyorum; her ne kadar çalışan kadınlarımızın bunun ne kadarının farkında oldukları da sorgulanır, ama biz üstümüze düşen görevi yaparak, desteğimizi vermeliyiz diye düşünüyorum; bunu düşünürken de, sen benden daha evvel düşünmüş olacaksın ki, çarpıcı bir örnekle konuyu çizdin. E ! hadi bakalım bizim gözümüzde Erdek’te emekçi kadın olmayı en fazla hak eden kim olacak, bunu bence hemen belirleyip işe koyulmalı, ne dersin?
Sözüm yaşadığımız Erdek ve çevresinden, gerçi bu durum her yerde aynı. Erdek ilçesinde de işverenlerimiz, personelini sigortasız çalıştırmaya büyük gayret gösterirken, bir de maaşını asgari ücretten daha düşük ödemeyi çok seviyorlar. Elbette herkes kendini biliyor, ben bilmeyenlere sesleniyorum; Ya! kardeş üç kuruş daha az kazan da, bu ahir dünyada arkandan güzel konuşsunlar.
Deniz Aydın / Sermed Çınar – Emek verenlerin ayakta kalmak için direnme savaşları, işverenlerin yarını düşünmekten günü görmeyişleri, oluşturdukları artı değerler. Modern yaşama geçildiğinden bu yana başta kadınlarımız olmak üzere ezilen halkların varlığını her dönemde gözlemlediniz hepiniz, hepimiz. Sanki artık bir şeyler yapmanın zamanı geldi gibi. Hayat Bilgisi keşke bunlarla sınırlı olsa. Bu bilgilerin arasında yer alan yaşam hakkı, emek hakkı ve bilumum hakları eklemek gerekir. Bize düşen yanımıza yanaşarak dertlerini dile getiren, getiremeyen her emekçinin feryadını paylaşmak kuşkusuz. Sizlere düşeni de sizler biliyorsunuz. Zor şartlarda çalışan herkesle empati kuralım, en azından zor zamanlarında onların yanında duralım. Sevgiyle…

