Merhaba arkadaşlar,
Önce, Erdek Doğuş Gazetesi’ne biz özel çocukların burada buluşmasına imkân verdiği için teşekkür ediyorum. Bu köşemde “Kaptanın Seyir Defteri” adıyla ailemle birlikte gittiğim, gezdiğim yerleri, yaşadığım maceraları ve hayat tecrübelerimi anlatacağım. İsterseniz siz de gezip, gördüğünüz yerleri burada anlatabilirsiniz. Bunun için yalnızca bana yazmanız yeterli. Nerelere gittiğinizi, neler gördüğünüzü, hissettiğiniz duyguları yollarsanız, güzel olur diye düşünüyorum. Gezideki fotoğraflarınızdan da göndermeyi unutmayın. Haydi başlayalım…
Kaptanın Seyir Defteri. Tarih, 15 Mayıs 2002 Ankara / Anıtkabir
İstanbul’da, bizim gibi özel çocukların eğitim aldığı meslek okulunda, öğretmenlerim, bu yıl gezi günümüzde öğrencileri Ankara’da Anıtkabir’e götürmeye karar vermişler. Siz de biliyorsunuz Anıtkabir’de Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk yatıyor. Atatürk yurdumuzu düşmanlardan kurtardı ve cumhuriyeti kurdu. Herkes Atatürk’ü anmaya 10 Kasım’da Anıtkabir’e gidiyor. İlk kez Anıtkabir’e gideceğimden çok heyecanlıyım, duygularımı anlatamıyorum.
Annemle yapacağımız seyahat için evde sırt çantamı hazırladım. Yanıma belki gerekli olur diye kazak, tişört, fotoğraf makinamla, gördüklerimi yazmak için not defterimi aldım. Her gün düzenli olarak bir saat okuduğum kitabımı unutmadım. Annem de su, biraz yiyecek ve özel eşyalarını çantasına aldı. Akşam anne babamla bol bol Atatürk konuştuk. Giysi dolabımın kapağında, her sabah Atatürk’e bakarak güne başlamam için iki kocaman fotoğrafı var. Ayrıca evimizde Atatürk’ü anlatan çok sayıda kitap var. Bir de daha okuyamadığım, hepimiz için yazdığı Nutuk. Erken saatte yattık.
Gece uyuyamadım. Annemle evden erkenden çıkarak okula gittik. Geziye katılacak arkadaşlarım, aileleri, öğretmenlerimle buluştuk. Bizi Ankara’ya götürecek otobüsün en önünde annemle ikimiz oturduk. Böylece etrafı daha rahat görebilecektim. Geziye katılan arkadaşlarımızla sohbet ettik. İlk kez Anıtkabir’i göreceğimden heyecanlıydım.
Otobüs kısa süreli mola verdiğinde yanımızdaki yiyecekleri birbirimizle paylaştık. Hiç görmediğim yerlerden geçerken fotoğraflar çektim. Annem bana Anıtkabir ile ilgili bilgiler verdi. Sonunda Anıtkabir’e ulaştık. Çok duygulandım. Ulu Önder Atatürk’ün yattığı yeri ilk kez görüyordum. Hem üzgün, hem mutluydum buraya geldiğim için.
Hep birlikte aslanlı yoldan yürüdük. Geniş merdivenlerinden yavaş yavaş çıktık. Atatürk cumhuriyeti ilan ettiğinde kırk iki yaşında olduğundan basamak sayısı kırk ikiymiş. Nöbet tutan askerler Atatürk’e olan saygılarından hiç hareket etmezlermiş.
İçeri girdiğimizde birkaç adım sonra mozolenin karşısında saygı duruşunda bulunduk. Hepimiz çok duygulandık. Sonra bahçesinde gezerek fotoğraflar çektik. Barış Parkı’nı gördükten sonra gazi meclisimizi de ziyaret ettik. Derslerde anlatılanlar buradaydı…
İstanbul’a dönüşümüz sırasında Atatürk’ün bilmediğim bir yönünü söyledi annem. Kitap okumayı çok severmiş. Binlerce kitap okumuş yaşamı boyunca. Ben de hemen yolculuk için seçtiğim kitabı okumaya başladım. Uyumuşum. Annem uyandırdığında İstanbul’a gelmiştik. Haftaya, Çanakkale şehitliği ve çevresindeki güzellikleriyle orada yaşananları paylaşacağım sizlerle. Buluşuncaya kadar kendinize iyi bakın, arkadaşlar. 4 Şubat canım anneannemin doğum günü. Buradan kutluyorum, çok sevdiğimi bilsin istiyorum. Sizin anneanneniz aynı gün doğduysa onların doğum gününü de katlarım. Sevgili arkadaşlarım bu haftalık benden bu kadar. Sizleri çok seviyorum. Hoşça kalın…
Yer Fıstığı

